- Bir ayağı okyanusta, Öbür ayağı Hazar'da olan dev,
- Mete Han'ın ta kendisiydi. Çin duvarında yankılanan
ses
- Onun askerinin sesiydi:
- Üze tengri temür çıda, oklar birle bir bulut,
- Başbuğumuz Tanrıkut'tur Tanrıkut'tur Tanrıkut !
Mete
Han’ın babası Teoman Çin yıllıklarında Tan-hu (veya Şan-yü) diye anılmaktadır
ki, Hun dilinde imparator ünvanı olan bu tabir basit bir kabile reisi değil, çok
önceleri teşekkül etmiş bir devletin başkanı olduğunu gösterir. Üvey anasının
teşviki ile babası tarafından veliahtlık hakkının kendisinden alınması
teşebbüsü karşısında Mete Han, emrindeki demir disiplin altında yetiştirdiği 10
bin atlı ile katıldığı bir sürek avında Teoman’ı öldurerek Hun Tan-hu’su ilan
edildi (M.Ö.209).

Mete
Han, doğudaki Moğol-Tunguz kabileler birliği Tung-hu’ların ısrarla toprak
taleplerine savaş ile mukabele ederek onları perişan ettikten ve böylece hakimiyetini
kuzey Peçli’ye kadar genişlettikten sonra güney-batıya döndü ve Orta Asya’daki,
Hind-Avrupa kökenli oldukları sanılan Yüe-çi’leri yerlerinden oynattı. Bunlar
kütleler halinde batıya doğru çekilirken Mete Han güneye yönelerek Huang-ho büyük
dirseği içindeki Ordos bölgesini ele geçirdi ve oradan Çin topraklarına girdi.
Mai-yi, T’ai-yuan şehirlerini zapt ederek Han sülalesinin kurucusu İmparator
Kao-ti’nin 320 bin kişilik, hemen hemen tamamen piyade ordusunu, bozkır usulü sahte
ric‘at tâbyesi ile çenber içine aldı (M.Ö. 201). İmparator, vaktiyle Türkler’in
yaşadığı bütün toprakların Hun Devletine terki, yiyecek ve ipek verilmesi ve
yıllık vergi taahhüdü şartları ile kendini ve ordusunu kurtarmağa muvaffak oldu.
Çin ile dostluk havası içinde ticarî münasebetleri geliştirirken Mete Han, İrtiş
yatağına kadar olan bozkırları (Kie-kun = Kırgızlar’ın memleketi) ve buranın
batısındaki Ting-ling’lerin yerini, bazı eski Ogur (O-k’ut) kolları ile meskun
araziyi, kuzey Türkistan’ı zaptetti ve Isık Gölü etrafındaki Vu-sun’ları
hakimiyeti altına aldı.
Bu
suretle büyük Hun hükümdarı o çağda Asya kıt‘asında yaşayan Türk soyundan
bütün toplulukları kendi idaresinde tek bayrak altında toplamış oluyordu.
İmparatorluk sınırlarının Mançurya’dan Aral Gölüne, batı Sibirya’dan Gobi
Çölü-Tibet hattına kadar genişlediği bu tarihlerde Hunlar’a tabi olanlar arasında
Moğollar, Tunguzlar ve Çinliler de vardı. Mete Han tarafından Çin hükümetine
önderilen M.Ö. 177 tarihli mektuptan anlaşıldığına göre Türk devletine bağlı
kavimlerin sayısı 26 idi ve bunların hepsi, Tan-hu’nun ifadesi ile “yay geren
halk” yani “Hun” olmuşlardı.
|