- Görüldüğü
üzere bu devlet, idaresindeki kısıtlı tarım sahalarına karşılık, daha ziyade,
otlağı bol, hayvancılığa elverişli bozkırlar bölgesinde kurulmuştu. Ekonomisinin
temeli başta at olmak üzere, hayvan yetiştiricilik idi. Buna göre sosyal durumu da,
toprağa bağlı "köylü" kültüründeki geniş arazi sahibi Çin tabakaları
ile köle sınıfından çok farklı idi. Ne malikanelere, ne de toprak kölelerine
rastlanmayan Hun bölgelerinde halk, kan akrabalığı ile birbirine bağlı ailelerin
meydana getirdiği sosyal ve siyasî birlikler olarak disiplinli ve kendilerini müdafaa
için daima silahlı kabileler (boylar) halinde yaşıyor ve devlet bu kabile
birliklerinin (bodunlar) kendi aralarında sıkı işbirliği esasına dayanıyordu.
Devlet, bu kuruluş icabı ve bilhassa ordunun Mete Han tarafından tanziminden sonra
merkezden idare edilen bir "askerî teşkilat" niteliği kazanması sebebi ile
askerî karakterde idi ve gerekli şartlar (bozkırda eğitilmiş olmak, at ve silah)
hazır olduğu için de fetihlere açıktı. Bu yönden de "köylü" Çin devlet
yapısından ayrılıyordu. Çin'de esas rejim "feodalite" olduğu halde, Hun
devletinde merkeziyetçilik dikkati çekecek kadar belirli idi.
-
- Küçük memurlar
ve bazı müşavirler belki Çinli idi, fakat emirlerindeki silahlı kuvvetlerle aynı
zamanda birer kumandan olan bütün yüksek görevliler ile birinci derecede sorumlu makam
sahipleri hep Hun asıllı oldukları gibi, devlet teşkilatının da (mesela, sağ-sol
veya doğu-batı taksimatı vb.) Çinlilik ile hiç ilgisi yoktu; Mete Han tarafından
gerçekleştirilen ve toplulukta kabilecilik gayretlerini kırarak adeta devlete millî
topluluk havasını getiren ordudaki 10'lu tertip sistemi de Türk idi. Esasen devletin
millî karakterinin korunmasına dikkat edildiğine dair bazı davranışlar göze
çarpıyordu: Mesela Paiteng'de imparator idaresindeki Çin ordusunu kuşatan Mete
Han’ın, Çin içlerine dalarak bozkırdan uzaklaşmasına zevcesi ve herhalde devlet
meclisi tarafından engel olunmuştu. İnanç yönünden ne Moğol totemciliği, ne de
Çin toprak tanrıcılığı ile ilgisi bulunmayan bozkır Türk Gök Tanrı itikadındaki
Hun devletinin meydana gelişinde "Çin imparatorluğu"nun model olduğuna dair
yaygın görüş normal ölçülerdeki karşılıklı kültür tesirleri dışında doğru
sayılmamalıdır.
-
- Önce, devlet Çin
topraklarında değil, "Hiung-nu"lar sahasında kurulmuştu; Ikincisi, Mete
Han’ın "Gök'ün oğlu" diye bir unvan takındığı şüphelidir.
Üçüncüsü, Çin devletinde "Gök'ün oğlu" kavramı da aslen Çin değil,
Türk menşelidir. Bütün bunlardan dolayı, Mete Han zamanında kesin şeklini aldığı
görülen Büyük Hun devleti, etnik yönden ve hakimiyet anlayışı, sosyal yapısı,
idarî ve askerî kuruluşları, dini ve dünya görüşü ile, Türk milletinin tarih ve
kültüründe feyizli etkilerini iki bin yıl sürdüren bir ana kaynak durumundadır. Bu
itibarla, Türk ve dünya tarihinde çok büyük önem taşır.
-
|