434 yılı baharında Hun
sınırlarına gelen Bizans elçilerini Attila, Tuna ile Morava nehrinin birleştiği
yerdeki Konstantia (tam karşısında Margus kalesi bulunuyordu) surları önünde, at
üzerinde karşıladı ve dinlenmelerine dahi izin vermediği elçilerin biri
konsül-general, diğeri seçkin bir diplomat olan başkanlarına, taleplerini, barış
şartları olarak yazdırdı. Konstantia barışı (veya bazılarına göre Margus
barışı) diye anılan bu anlaşmanın ihtiva ettiği başlıca maddelere göre Bizans
bundan böyle Hunlar’a bağlı kavimlerle müzakerelere, ittifaklara girişmeyecek,
Hunlar’dan kaçanlara -esir alınmış Bizans tebeası dahil- iltica hakkı
tanınmayacak, Bizans elinde bulunanları iade edilecek (Grek asıllı olanlar için fidye
verilebilecek), ticari münasebetler yine belirli sınır kasabalarında devam edecek ve
Bizans’ın ödemeye taahhüt ettiği yıllık vergi iki misline (700 libre altın)
çıkarılacaktı.
II. Theodosios’un aynen kabul
ettiği bu anlaşmanın hükümleri icabı olarak Hunlar’a iade edilen kaçakları
Attila daha Bizans ülkesi içinde, Trakya’da, Karsus (Bulgaristan’da Hirsovo)
kalesinde astırdı. Bu durum Hunlar arasında olduğu kadar Bizans’ta,. Roma’da ve
diğer kavimler arasında Attila adının dehşet saçan bir otoritenin timsali haline
gelmesine yardım etti. Bundan sonra Attila imparatorluğunun doğu bölgelerinde, hiç
atından inmemek üzere aylarca süren bir teftiş gezisi yaparak, İtil (Volga)
kıyılarındaki Şara-ogur’ların (Ak-Ogur, Türk boyu) ayaklanma teşebbüsünü
bastırdı (435). Batı kanadının sıklet merkezi Tuna etrafında, doğu kanadının
sıklet merkezi Dinyeper havalisinde olduğu tahmin edilen bu tarihlerde Hun
İmparatorluğu’nda, kaynaklardan takip edilebildiği kadar, şu kavimler yer
almışlardı.
|