|
440’dan itibaren Attila Bizans’a karşı baskıyı artırdı. Çünkü II. Theodosios,
Kostantina antlaşmasının hükümlerine aykırı olarak Hunlar’dan kaçanları iadede
ağır davranıyor, hatta bunlardan bazılarını yüksek makamlara getiriyordu. Mesela
Got menşeli Hun firarisi Arnegisclus’u general rütbesi ile Trakya’da Hun
sınırında vazifelendirmişti. Müşterek Pazar yerlerinde Grek tacirleri Hunları
altadıyorlardı. Margus piskoposu, Kostantia civarında, kıymetli madenlerden
yapılmış silahları ve ziynet eşyası ile birlikte gömülen Hun büyüklerinin
mezarlarını soymuş, bu davranış Hunları infiale sevk etmişti. Nihayet Bizans
yukarıda adı geçen Agaçeriler isyanında tahrikçi rol oynamıştı.

Diğer taraftan Kuzey Afrika Vandal Kralı Geiserikh, Akdeniz’deki harekatının
engelleyen Bizans’a karşı Attila’dan yardım istemişti. Bu sebeplerle ve
Margus’un zaptı ile başlayan Attila’nın idaresindeki I. Balkan seferi (441-442),
Singidunum (Belgrad) ve Naissus (Niş) üzerinden Trakya’ya doğru gelişirken, Batı
Roma’nın tavassutu neticesinde hızını kesti. Aetius bundan böyle Theodosios’un
antlaşma şartlarına riayet edeceğini garantilemek üzere kendi oğlu Karpilio’yu Hun
sarayına rehine olarak göndermişti. Bu sefer sonunda Tuna boyundaki kaleler Hun
idaresine geçmiş, daha geri hatlardaki tahkimat yıktırılmış, Balkanlar’da
Hunlar’a karşı durabilecek mukavemet yuvaları dağıtılmıştı.
|