- Gökyüzünde yaş yağdıran bir bulut
Güneş yaslara bürünmüş batıyor...
Altın, gümüş ve çelikten bir tabut
Bu tabutta Hun güneşi yatıyor.
Attila, İtalya seferinden döndükten
sonra, bütün dünyayı hükmü altına almak için
son bir sefere daha çıkmak istiyordu. Bütün Batı ellerinde idi. Bütün
Doğu'yu da ellerine almak için, İran'da hüküm süren Sasanî'leri, itaat altına
almayı,vergiye bağlamayı düşünüyordu. Fakat İran seferini yapamadı.
İtalya seferinden sonra, dolunaylı bir
gecede, sarayında büyük bir toy-düğün yapan Attila, o gece İldiko adında çok
güzel bir prensesle evlenmişti. O zifâf gecesinde, bir iç kanama sonunda, ağzından
burnundan kan gelerek öldü (453). Cesedi inceleyen kam, "Suikast yok, ağabeyi Buda
(Bleda) da aynı hastalıktan ölmüştü." dedi.
Attila'nın ölümü Hunları mateme boğdu.
Ama, o, milletlerin hafızalarında ölümsüzlüğe ulaşmış bulunuyordu. Rivayete
göre onu, iç içe üç tabuta koydular. Birinci tabut, güneş gibi parlayan altından
yapılmıştı. Çünkü o Hunlar'ın güneşi idi. İkinci tabut kuyruklu yıldızın
kuyruğu gibi parlayan gümüşten idi. Çünkü o, çok nadir görülen bir kuyruklu
yıldız idi. Üçüncü tabut çifte su verilmiş demirden yapılmıştı. Çünkü
çelik gibi kuvvetliydi.
Altın, gümüş ve çelikten yapılan bu
üç katlı tabut, Attila'ya ait silahlar ve değerli eşyalarla birlikte ve çok büyük
bir yoğ töreni ile, Tisza nehrinin adacıklarından birine gömüldü. Küçük ada
derin olarak kazılmış, sonra nehrin yatağı değiştirilerek üzerinden
geçirilmişti. Böylece mezarını kimse bulamayacak, soyamayacaktı. Ve gerçekten
hâlâ bulunamadı.
|