| Ancak
Anuşirvan bu bölüşümden, zaferdeki katkısına nisbetle “arslan payı”nı almış
olmasına rağmen, pek memnun değildi, kervan yolunun Maveraünnehir güzergahını da
ele geçirmek istiyordu. Bu maksatla, kendi ülkesinden Akdeniz limanlarına ve Bizans’a
yapılmakta olan ipek nakliyatını durdurdu. Böylece hem ipek ticaretinin ünlü
kervancıları olup son taksimde Gök-Türkler’e bağlanan Sogd (Semerkant bölgesi)
ahalisinin faaliyetini baltalayarak, huzursuzluk çıkartmak, hem de Türkler’i ipek
transit rüsumu (geçiş vergisi) gibi yüksek bir gelirden mahrum etmek düşüncesini
uygulamaya koydu. İstemi’nin gönderdiği elçileri hile ile öldürttü. Uzlaşma
ümidini kesen İstemi yönünü Bizans’a döndürerek İstanbul’a Sogdlu ipek taciri
ve diplomat Maniah başkanlığında bir heyet gönderdi (568).
Tarihte bu, Orta Asya’dan Doğu Roma’ya giden ilk resmî heyet idi. İpek meselesi
Gök-Türkler kadar Bizans’ı da ilgilendirdiği için, hatta Sasanî aracılığından
kurtulmak üzere, nakliyatı Hind Denizi yoluna çevirmek maksadı ile güney
Arabistan’daki Himyeri Devleti ile temaslar aramış olan Bizans’ta, İmparator II.
Justinos, Türk elçilerini alaka ile karşılamış, İstemi’nin gönderdiği
“İskitçe” (Türkçe) mektubu okutmuş ve Maniah’ın ağzından teşebbüsün
ciddiliğini anlamıştı. Bir ittifak antlaşması yapmak üzere umumi vali Zemarkhos
başkanlığında bir heyeti yola çıkardı (568 Ağustos başı).
Türk elçileri ile birlikte
Karadeniz-Kafkaslar-Hazar Denizi-Aral Gölü arasından Talas yolu ile Tanrı
Dağları’nda Ak-Dağ’da İstemi (Bizans kaynaklarında, Dizabulo, Dilzibulos,
Silzioulos, Stembis: Al-Tabari’de Sincibu)’nin huzuruna gelen Bizans elçilerinin
hatıralarında Gök-Türk hayatını, kudret ve ihtişamını gözler önüne sermesi
bakımından pek kıymetli bir vesikadır. İstemi, Bizans ile işbirliği yaparak
Anuşirvan’ı ipek yolunu açmağa zorlamak gayesini güden siyasetinde başarıya
ulaşmış, 571 yılında Sasanî-Bizans çatışması başlamıştı. Fakat bu savaşa
Gök-Türklerin katıldığına dair bir işaret yoktur. Ancak Anuşirvan’ın oğlu
olup, Gök-Türk prensesinden doğduğu için “Türk-zade” diye anılan IV.
Ormuzd’un son yıllarında (579-590) müdahale edilmiştir.
Bu geç kalışın sebebi,
Gök-Türkler’in fiili savaşa iştirak için tazyik eden Bizans’ın gönderdiği
çeşitli elçilerden biri olan Valentinos’u 576’da Aral Gölü havalisindeki Türk
bölgesinde karşılayan Türk-şad’ın sözlerinden anlaşılıyor. Bu Türk prensi
Bizans’ı Gök-Türkler’in affedilmez hasımları olan Avarları himaye etmekle ve
“kılıçla değil, atların ayakları altında karınca gibi ezilerek öldürülmeği
hak eden” bu kavme barınacak yer vermekle suçluyordu ki bu doğru idi.
İstemi’nin siyasetinin diğer ve daha mühim bir neticesi de şu olmuştur: 19 yıl
sürmüş olan (571-590) Sasanî-Bizans mücadelesinden sonra da iki imparatorluğun
arası düzelmemiş, birbirini takip eden karşılıklı istilalarda nihayet İmparator
Heraklaious’un Sasanî başkenti; Madain (Ktesiphon)’e kadar uzanan seferleri
(622-628) Sasanî İmparatorluğunun son mecalini de kırmıştır ki, Kur’an’da bile
işaret olunan bu durum İslamiyetin kısa zamanda İran’da hakimiyet kurmasını
kolaylaştırmıştır.
|