|
Mu-kan’ın yerine kardeşi T’a-po (Tapar?) geçti (572-581). Kudretli hakanlığın
yeni hükümdarı, kendini tebrik etmek üzere hediyelerden başka 100 bin top ipek
gönderen Chou İmparatoru ile, tebrik için çeşitli hediyelerle birlikte
başkumandanını göndermek suretiyle hususî bir itina gösteren, Chou’ların rakibi,
Tsi İmparatorluğu’na “oğullarım” diye hitap ediyordu. Bu bütün kuzey Çin’in
Türk himayesine alındığını göstermekte idi.
Ülkesinin genişliğinden
dolayı hakanlığın doğrudan doğruya kendi idaresindeki kanadını ikiye ayırarak,
doğusuna, kardeşi K’o-lo’nun oğlunu, batısına da küçük kardeşi Jo-tan’ı
“Han” ünvanları ile tayin eden İstemi de esasen kendisinin yüksek hakimiyetini
tanımakta olduğundan, ulu hakan durumuna yükselen T’a-po, bir Tsi prensesi ile
evlenmek düşüncesine kapıldı ve ayrıca Türk topluluğu için zararlı cihetleri
önceki devirlerde ileri görüşlü Türk idarecileri tarafından ortaya konulmuş olan
Buda dinini, bir Budist misyoneri (Jnagoupta)’nın telkinlerine kanarak, memlekette
himayeye kalktı; bir Budist tapınağı ve bir Buda heykeli yaptırdı.
Gök-Türk haşmeti çöküşe
yüz tutmuş gibi idi. T’a-po dış siyasette de yanlış adımlar attı. Tsi’ler
575’te Tchin hanedanı tarafından yıkıldığı zaman, oradan kaçarak kendisine
sığınan bir Tsi prensini “Çin kağanı” ilan etti. Choularla arasının
açılmasına sebep olan bu durum karşısında kalabalık bir ordu ile, Pekin bölgesine
ilerleyen T’a-po kendisine yeni bir Çinli prenses vaad edilerek durduruldu (579). Ancak
prensesin verilebilmesi için Chou hükümdarı, “Çin Kağanı” Tsi prensinin
kendisine teslimini istiyordu. Bir av esnasında bu prensin Choular tarafından
kaçırılmasına göz yumulması millet nazarında hakanın itibarını büsbütün
sarstı. Gök-Türk birliği ve kültüründe mühim çatlakların belirdiği bu yıllarda
diğer mühim bir hadise de İstemi’nin ölümü oldu (576).
|