| Zor
şartlar altında İşbara dengeyi büsbütün kaybederek, ordu mensupları arasında,
Ta-lo-pien’e bağlı olduklarını zan ettiği yüksek rütbeli kumandanları vazifeden
uzaklaştırmağa başladı. Neticede bu askerlerle prenslerden bazıları Çin’den
yardım istemek zorunda kaldılar. Etrafında korku ve nefret uyandıran İşbara’da
kendi kudretinden çok şey kaybettiğini, esefle gördüğü için bizzat, Sui
hükümdarına müracaat ile barış dileğinde bulundu.

Teklifi sevinçle kabul
eden Wen-ti’nin derhâl yolladığı elçilerin başında yine Ç’ang Sun-şeng
bulunuyordu. Başkentte hâtun’un ve diğer Türk ileri gelenlerinin önünde bu Çinli,
İşbara’ya hakaret edecek kadar ileri gitti ve “Çin İmparatorunun oğlu”
olduğunu kabul eden hâkanı “Ç’en” (bende) ilân ettikten sonra memleketine
döndü. Doğu hâkanlığı resmen Çin tâbiyetine girmişti. İşbara imparatora
yazdığı 585 tarihli mektubunda şöyle diyordu, “Size
bağlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi
değiştiremem, dalgalanan saçlarımızı sizinkine benzetemem, halkıma Çinli elbisesi
giydiremem, Çin adetlerini alamam. İmkan yoktur, çünkü bu bakımlardan milletim
fevkalede hassastır, adeta çarpan tek bir kalp gibidir. Sui imparatoru dünyanın
gerçek hükümdarıdır. Gökte iki güneş olmadığı gibi yerde de iki hükümdar
olmamalıdır vb.”.
|