|
Tai-tsung’un
kendini “Türkler’in Gök-Kaganı” ilan ettiği 630 senesi Doğu Gök-Türk
istiklalinin sonu kabul edilmiştir. Hakanlığa bağlı kabileler ve yabancı topluluklar
dağılıyor, Gök-Türk prensleri etraflarına kuvvet toplayabilecek kimseler
olmadıklarından, herkes başının çaresine bakıyor, Türkler Çin’e
sığınıyorlardı. Gerçi Aşına ailesinden “kağan”lar birbirini takip etmekte
idi, fakat bunlar artık Çin sarayının emrinde, sadakat ziyaretleri yapan, hediyeler
sunan, imparatorlardan türlü ünvanlar alan birer kukla idiler.
Gök-türkler’in
acıklı durumunu, Çin sarayında Türkler’e karşı ne yapılabileceği hususunda,
İmparator huzurunda cereyan eden münakaşalardan anlamak mümkündür. Neticede kuzey
Çin’in Sed boyunda “6 eyalet” bölgesinde Türkler’in yerleştirilmesi
kararlaştırıldı. Bu suretle belki Türkler’in Çinlileşeceği umuluyordu. Fakat
680’e kadar geçen 50 yıl devamınca, Türk milleti kendini unutmadı, ilini, örf ve
âdetlerini korudu, tarihin şanlı hatıralarını ruhunda yaşadı.
Bu arada
ufak çapta başkaldırmalar oluyordu. Mesela Aşına ailesinden bir prensin Altaylar’da
Türk hakanlığını ihya çalışması (646-649), yine Gök-Türk hükümdarları
soyundan Tu-çi’nin on-ok’ların başında “kağan” ilan edilerek, (676-678),
Çin’e karşı Tibetlilerle ittifak etmesi... Çinliler tarafından şiddetle
bastırılan bu hareketler arasından en çok hayret verici olan, 639 yılında
Kür-şad’ın ihtilal teşebbüsüdür.
|