"Yukarıda mavi gök
çökmedikçe, aşağıda kara toprak
yarılmadıkça, senin ilini ve töreni kimse bozamazdı...
Ama sen düşmanın armağanlarına kandın; bölücülere,
Fesatçılara kandın; seni kurtaran atalarına isyan ettin !
Yurdu böldün ve öldün!.."
630-680 arasındaki 50 yıllık zaman Gök-Türkler’in istiklallerini kaybettikleri bir
matem devresi olmuştur. Her ne kadar Orta Asya’da millet olarak Türkler
varlıklarını, dil, inanç, ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de müstakil bir
devletten mahrumiyet, “Bey olmağa layık
evladın kul, hatun olmağa layık kız evladın cariye olması” Gök-Türkler için
haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynağı teşkil ediyordu. Millet şöyle diyordu: “Ülkeli bir kavim idim, şimdi ülkem nerede?
Hakanlı bir kavim idim, şimdi nerede hakanım?” nerede diye seslenen Orhun
Kitabeleri'nden de anlaşılacağına göre, Gök-Türkler’i bu felakete sürükleyen
sebepler şu üç noktada toplanmaktadır.
1- Sonraki devlet ve idare adamlarının kifayetsizliği: “... Kagan bilge imiş, cesur imiş, buyrukları
bilge imiş, cesur imiş, beyleri de, kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreye
göre tanzim etmişler... Sonra kardeşler, oğullar kağan olmuş, küçük kardeş
büyük kardeş gibi yaratılmadığı, oğlu babası gibi yaratılmadığı için
bilgisiz kağanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, fena imişler... Türk
beyler, Türk adını atmışlar, Çin beylerinin adlarını almışlar, Çin hakanına
boyun eğmişler, elli yıl işlerini, güçlerini (ona) vermişler...”
2- Türk kavminin uygunsuz tutumu: “Türk bodunu... Sen aç olduğun zaman tokluğu
düşünmezsin, tok olduğun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi
sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin düştün. Müstakil
hakanlığına karşı kendin yanıldın... Doğuya gittin, batıya gittin. Kutlu yurt
Ötüken’i terk ederek gittiğin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın, kemiklerin
dağlar gibi yığıldı...”, “Türk bodunu kendi hakanını bıraktı, hüküm
altına girdi. Hüküm altına girdiği için Tanrı ona ölüm verdi, Türk bodunu
öldü, mahvoldu...”.
3- Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda: “Çin kavminin sözü tatlı, hediyesi yumuşak
imiş, tatlı sözü, mülayim hediyesi uzak kavimleri yaklaştırır imiş. Sonra da
fesat bilgisini orada yayarmış, iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı
sözüne, yumuşak hediyesine kapılan çok Türk kavmi öldü...” ; “...Çin kavmi
hilekar kurnaz olduğu için, küçük kardeşlerin büyük kardeşlere karşı
ayaklanması, beylere kavim arasına nifak girmesi yüzünden Türk bodunu ülkesi
yıkılmağa yüz tutmuş, müstakil hakanlık sukuta uğramış...” ; “... Çin
kağanı, Türk kavmi (ona) bunca işini gücünü verdiği halde, Türk kavmini
öldüreyim, soyunu mahvedeyim der imiş, mahvetmeğe yürürmüş...”.
Gök-Türk İstiklalinin Tekrar Kazanılması: İlteriş Kutlug Kagan ve Bilge Tonyukuk
Gök-Türk tarihinin bu 50 yıllık fetret devrinin sonunda,
kitabeler yolu ile çok iyi tanınan, Aşına soyundan, Kutlug (Çince’de Ku-to-lo)
istiklal savaşına girişti (680). Türk Milleti’nin eski hür ve müstakil hakanlık
çağının hasreti içinde olduğunu sezen Kutlug, kendinden önceki mücadeleleri de
takip ediyordu: Çin’deki bazı Türk zümrelerinin aynı maksatla başa geçirdikleri
Ni-şu-fu davayı kaybederek kesilen başı Çin başkenti Lo-yang’a götürülmüş
(679), mücadeleye devam eden, yine Aşına soyundan Fu-nien kalabalık Çin kuvvetleri
karşısında yenilerek 53 arkadaşı ile birlikte Lo-yang çarşısında idam edilmişti
(Ağustos 681).
Bu sırada
Kuzey Çin’de bulunan ve Türk kütlelerinin derin istiklal arzusunu gerçekleştirmek
azmi ile ortaya atılan Kutlug, gizlice teşkilat kurarak etraftaki Gök-Türk ileri
gelenlerini ve halkını vazifeye çağırdı. Süratle yayılan harekete katılanların
sayısı kısa zamanda 5 bine yükseldi. Davete koşanlar arasında, II. hakanlık
devrinde Gök-Türkler’in ünlü devlet adamı ve kumandanı Tonyukuk da vardı.
|