Coğrafî mevkii, iklimi, verimli toprakları ile zenginliği bütün kaynaklarda övülen
Maveraünnehir’de o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yok idi.
Türk soylu bazı ailelerin idare ettiği “şehir krallıkları” 675’lerden beri,
nisbeten küçük kuvvetlerle ufak çapta teşebbüslere girişen Müslüman Arap
kumandanlara (Abdullah b. Ziyad, Said b. Osman, Musa, Mühelleb vb.) başarı ile mukabele
etmekte idiler.
Yine
Tonyukuk’un yüksek kumandasında olmak üzere, “İnal Kagan” ve Bilge
taraflarından sevk ve idare edilen, o sene henüz 16 yaşındaki Kül Tegin’in de dahil
bulunduğu Gök-Türk batı orduları grubu, Altaylar-Borçlu-Yarış Ovası “Kavimler
kapısı” -Çu ve Talas havzaları- Karadağ kuzeyi üzerinden İnci (Seyhun=Sirderya)
kıyılarına ulaştı ve nehri geçerek Maveraünnehir’in Kızıl-kum çölüne daldı
ve Güney istikametini aldı.
Ordunun
bir kısmını, muhtemel bir yan hücuma karşı, İnal idaresinde burada bırakan
Tonyukuk ilerledi ve ilk olarak Semerkand’ın güney doğusunda savaşa hazır bekleyen
Sok kumandasındaki orduyu ezdi (701), esirler ve zengin ganimet elde etti: “sarı
altın, beyaz gümüş, kız kızan...” (Tonyukuk Kitabesi). Aynı zamada Çinliler’e
karşı da bir zafer kazanıldı.
Bilge
ile Kül Tegin, Keş şehrinin doğusunda, Altı-çub (Chao-wu) kavminden de aldığı
yardımlarla 50 bin kişilik bir kuvvet başında, Gök-Türkler’in ipek yolu geçiş
hattına inmesine engel olmağa hazırlanan Çinli general Ong-Tutuk (Wei Yuan-çung)’u
“İdukbaşı” mevkiinde mağlup ve ordusunu imha ettiler. Cesaret ve
savaşçılığını ilk defa bu maharebede ortaya koyan Kül Tegin, Çinli kumandanı,
eli ile yakalayıp esir etmişti. Bu suretle engeller kalkınca Gök-Türk ordusu Tamir
Kapıg (Demir Kapı)’a ulaştı. Burası, bilindiği gibi. M.Ö. asırlardan beri
İran-Turan (Türk) ülkelerinin arasında tabii sınır kabul edilmekte idi.
|