Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kaganı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle
işit...
Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece
ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tabidir. Bunca milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir.
Türk kağanı Ötüken ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur.
Doğuda Şantung ovasına kadar ordu sevk, ettim, denize ulaşmama az kaldı. Güneyde
Dokuz Ersine kadar ordu sevk ettim, Tibete ulaşmama az kaldı. Batıda İnci nehrini
geçerek Demir Kapıya kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine kadar ordu sevk
ettim. Bunca yere kadar yürüttüm, Ötüken ormanından daha iyisi hiç yokmuş. İl
tutacak yer Ötüken ormanı imiş.
Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği, ipekliyi
sıkıntısız öylece veriyor.
Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek
kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan
sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı
yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti, akrabasına kadar
barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk
milleti, öldün; Türk milleti, öleceksin! Güneyde Çogay ormanına, Tögültün
ovasına konayım dersen, Türk milleti, öleceksin!
Orda kötü kişi şöyle öğretiyormuş: Uzak ise kötü mal verir, yakın ise iyi mal
verir diyip öyle öğretiyormuş. Bilgi bilmez kişi o sözü alıp, yakına gidip, çok
insan, öldün! O yere doğru gidersen, Türk milleti, öleceksin! Ötüken yerinde oturup
kervan, kafile gönderirsen hiç bir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan
ebediyen il tutarak oturacaksın.
Türk milleti, tokluğun kıymetini bilmezsin. Açlık, tokluk düşünmezsin. Bir doysan
açlığı düşünmezsin. Öyle olduğun için, beslemiş olan kağanının sözünü
almadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun, yok edildin. Orda, geri kalanınla her yere
hep zayıflayarak, ölerek yürüyordun. Tanrı buyurduğu için, kendim devletli olduğum
üçün, kağan oturdum. Kağan oturup aç, fakir milleti hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım. Az
milleti çok kıldım. Yoksa, bu sözümde yalan var mı ?
Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu
kılınmış, insan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş.
Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutu vermiş, düzenleyi vermiş. Dört taraf
hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tabi
kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan
ormanına kadar, batıda Demir Kapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında pek
teşkilatsız Gök Türk öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş.
Buyruku yine bilgili imiş tabiî, cesur imiş tabiî. Beyleri de milleti de doğru imiş.
Onun için ili öylece tutmuş tabiî, ili tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece
vefat etmiş. Yasçı, ağlayıcı, doğuda gün doğusundan Bökli Çöllü halk, Çin,
Tibet, Avar, Bizans, Kırgız, Üç Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı, bunca millet
gelip ağlamış, yas tutmuş, öyle ünlü kağan imiş.
Çin milleti hilekâr ve sahtekâr olduğu için, aldatıcı olduğu için, küçük
kardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için, bey ve milleti karşılıklı
çekiştirttiği için, Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış, | kağan
yaptığı kağanını kaybedi vermiş. Çin milletine beylik erkek evladı kul oldu,
hanımlık kız evladı cariye oldu. Türk beyler Türk adını bıraktı. Çinli beyler
Çin adını tutup, Çin kağanına itaat etmiş. Elli yıl işi gücü vermiş. Doğuda gün doğusunda Bökli kağana kadar ordu sevk edi
vermiş. Batıda Demir Kapıya kadar ordu sevk edi vermiş. Çin kağanına ilini,
töresini alı vermiş.
Türk halk kitlesi şöyle demiş: İlli millet idim, ilim şimdi hani, kime ili
kazanıyorum der imiş. Kağanlı millet idim, kağanım hani, ne kağana işi gücü
veriyorum der imiş. öyle diyip Çin kağanına düşman olmuş. Düşman olup, kendisini
tanzim ve tertip edemediğinden yine teslim olmuş.
Bunca işi gücü verdiğini düşünmeden, Türk milletini öldüreyim, kökünü
kurutayım der imiş. Yok olmaya gidiyormuş.
Yukarıda Türk tanrısı, Türk mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiş. Türk milleti
yok olmasın diye, millet olsun diye babam İltiriş Kağanı, annem İlbilge Hatunu
göğün tepesinden tutup yukarı kaldırmış olacak. Babam kağan on yedi erle dışarı
çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki
inmiş, toplanıp yetmiş er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için babam kağanın askeri
kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya, batıya asker sevk edip toplamış
yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş.
Yedi yüz er olup ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuş
milleti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadının töresince yaratmış,
yetiştirmiş. Tölis, Tarduş milletini orda tanzim etmiş. Yabguyu, şadı orda vermiş.
Güneyde Çin milleti düşman imiş. Kuzeyde Baz Kağan, Dokuz Oğuz kavmi düşman
imiş. Kırgız, Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı hep düşman imiş. Babam kağan
bunca (.....) Kırk yedi defa ordu sevk etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı lütfettiği
için illiyi ilsizletmiş, kağanlıyı kağansızlatmış, düşmanı tabi kılmış,
dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam kağan öylece ili, töreyi
kazanıp, uçup gitmiş.
Babam kağan için ilkin Baz Kağanı balbal olarak dikmiş. O töre üzerine amcam kağan
oturdu. Amcam kağan oturarak Türk milletini tekrar tanzim etti, besledi. Fakiri zengin
kıldı, azı çok kıldı, Amcam kağan oturduğunda kendim Tarduş milleti üzerinde
şad idim. Amcam kağan ile doğuda Yeşil Nehir, Şantung ovasına kadar ordu sevk ettik.
Batıda Demir Kapıya kadar ordu sevk ettik. Kögmeni aşarak. Kırgız ülkesine kadar
ordu sevk ettik: Yekûn olarak yirmi beş defa ordu sevk ettik, on üç defa savaştık,
illiyi ilsizleştirdik, kağanlıyı kağansızlaştırdık. Dizliye diz çöktürdük,
başlıya baş eğdirdik.
Türgiş Kağanı Türkümüz, milletimiz idi. Bilmediği için, bize karşı yanlış
hareket ettiği için kağanı öldü. Buyruku, beyleri de öldü. On Ok kavmi eziyet
gördü.
Doğuda Kadırkan ormanını aşarak milleti öyle kondurduk, öyle düzene soktuk.
Batıda Kengü Tarmana kadar Türk milletini öyle kondurduk, öyle düzene soktuk.
O zamanda kul kullu olmuştu. Cariye cariyeli olmuştu. Küçük kardeş büyük
kardeşini, bilmezdi, oğlu babasını bilmezdi. Öyle
kazanılmış, düzene sokulmuş ilimiz, töremiz vardı.
Türk, Oğuz beyleri, milleti, işitin:
Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim boza bilecekti?
Türk milleti, vaz geç, pişman ol! Disiplinsizliğinden dolayı, beslemiş olan bilgili
kağanınla, hür ve müstakil iyi iline karşı kendin hata ettin, kötü hale soktun.
Silahlı nereden gelip dağıtarak gönderdi? Mızraklı nereden gelerek sürüp
gönderdi. Mukaddes Ötüken ormanının milleti, gittin. Doğuya giden, gittin. Batıya giden, gittin. Gittiğin yerde
hayrın şu olmalı: Kanın su gibi koştu, kemiğin dağ gibi yattı. Beylik erkek
evladın kul oldu, hanımlık kız evladın cariye oldu. Bilmediğin için, kötülüğün
yüzünden amcam kağan uçup gitti.
Önce Kırgız kağanını balbal olarak diktim. Türk milletinin adı sanı yok olmasın
diye, babam kağanı, annem hatunu yükseltmiş olan Tanrı, il veren Tanrı, Türk
milletinin adı sanı yok olmasın diye, kendimi o Tanrı kağan oturttu tabiî.
Varlıklı, zengin millet üzerine oturmadım. İşte aşsız, dışta donsuz, düşkün,
perişan milletin üzerine oturdum. Küçük kardeşim Kül Tigin ile konuştuk.
Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye, Türk
milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım Küçük kardeşim Kül Tigin ile, iki
şad ile öle yite kazandım, öyle kazanıp bütün milleti ateş, su kılmadım.
Ben kendim kağan oturduğumda, her yere gitmiş olan millet öle yite, yaya olarak,
çıplak olarak dönüp geldi. Milleti besleyeyim diye, kuzeyde Oğuz kavmine doğru,
doğuda Kıtay, Tatabı kavmine doğru, güneyde Çine doğru on iki defa büyük ordu
sevk ettim, savaştım. Ondan sonra. Tanrı bağışlasın, devletim var olduğu için,
kısmetim var olduğu için, ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli,
fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Değerli illiden, değerli,
kağanlıdan daha iyi kıldım. Dört taraftaki milleti hep tabi kıldım, düşmansız
kıldım Hep bana itaat etti. İşi gücü veriyor. Bunca töreyi kazanıp küçük
kardeşim Kül Tigin kendisi öylece vefat etti.
Kül Tigin yirmi altı yaşında iken Kırgıza doğru ordu sevk ettik. Mızrak batımı
karı söküp, Kögmen ormanını aşarak yürüyüp Kırgız kavmini uykuda bastık.
Kağanı ile Songa ormanında savaştık. Kül Tigin, Bayırkunun ak aygırına binip
atılarak hücum etti.Bir eri ok ile vurdu, iki eri
kovalayıp takip ederek mızrakladı. O hücum ettiğinde, Bayırkunun ak aygırını,
uyluğunu kırarak, vurdular. Kırgız kağanını öldürdük, ilini aldık.
O yılda Türgişe doğru Altın ormanını aşarak, İrtiş nehrini geçerek yürüdük.
Türgiş kavmini uykuda bastık. Türgiş kağanının ordusu Bolçuda ateş gibi,
fırtına gibi geldi. Savaştık. Kül Tigin alnı beyaz boz ata binip hücum etti. Alnı
beyaz boz tutturdu. İkisini kendisi yakalattı. Ondan sonra tekrar girip Türgiş
kağanının buyruku Az valisini elle tuttu. Kağanını orda öldürdük, ilini aldık.
Türgiş avam halkı hep tâbi oldu. O kavmi Tabarda kondurduk.
Soğd milletini düzene sokayım diye İnci nehrini geçerek Demir Kapıya kadar ordu sevk
ettik.
Kül Tigin yirmi yedi yaşına gelince Karluk kavmi hür ve müstakil iken düşman oldu.
Tamag Iduk Başta savaştık. Kül Tigin o savaşta otuz yaşında idi. Alp Şalçı ata
binip atılarak hücum etti. İki eri takip edip kovalalayarak mızrakladı. Karluku
öldürdük, yendik.
Az milleti düşman oldu. Kara Gölde savaştık. Kül Tigin otuz bir yaşında idi. Alp
Şalçı atına binip atılarak hücum etti. Az ilteberini tuttu. Az milleti orda yok
oldu.
Amcam kağanın ili sarsıldığında; millet, hükümdar ikiye ayrıldığında, İzgil
milleti ile savaştık. Kül Tigin Alp Şalçı akına binip atılarak hücum etti. O at
orda düştü. İzgil milleti öldü.
Dokuz Oğuz milleti kendi milletim idi. Gök, yer bulandığı için düşman oldu. Bir
yılda beş defa savaştık.
En önce Togu Balıkta savaştık. Kül Tigin Azman akına binip atılarak hücum etti.
Altı eri mızrakladı. Askerin hücumunda yedinci eri kılıçladı.
İkinci olrak Kuşalgukta Ediz ile savaştık. Kül Tigin Az yağızına binip, atılarak
hücum edip bir eri mızrakladı. Dokuz eri çevirerek vurdu. Ediz kavmi orda öldü.
Üçüncü olarak Bolçuda Oğuz ile savaştık. Kül Tigin Azman akına binip hücum
etti, mızrakladı. Askerini mızrakladık, ilini aldık.
Dördüncü olarak Çuş başında savaştık. Türk
milleti ayak titretti. Perişan olacaktı. İlerleyip gelmiş ordusunu Kül Tigin
püskürtüp, Tongradan bir boyu, yigit on eri Tonga Tigin mateminde çevirip öldürdük.
Beşinci olarak Ezginti Kadızda Oğuz ile savaştık. Kül Tigin az yağızına binip
hücum etti. İki eri mızrakladı, çamura soktu. O ordu orda öldü.
Amga kalesinde kışlayıp ilk baharında Oğuza doğru ordu çıkardık. Kül Tigini evin
başında bırakarak, müdafaa tedbiri aldık. Oğuz düşman, merkezi bastı. Kül Tigin
öksüz akına binip dokuz eri mızrakladı, merkezi vermedi. Annem hatun ve analarım,
ablalarım, gelinlerim, prenseslerim, bunca yaşayanlar cariye olacaktı, ölenler yurtta
yolda yatıp kalacaktınız. Kül Tigin olmasa hep ölecektiniz.
Küçük kardeşim Kül Tigin vefat etti. Kendim düşünceye daldım Görür gözüm
görmez gibi, bilir aklım, bilmez gibi oldu. Kendim .düşünceye daldım. Zamanı Tanrı
yaşar, insan oğlu hep ölmek için, türemiş, öyle düşünceye daldım. Gözden yaş
gelse mani olarak, gönülden ağlamak gelse geri çevirerek düşünceye daldım.
Müthiş düşünceye daldım. İki şadın ve küçük kardeş yeğenimin, oğlumun,
beylerimin, milletimin gözü kaşı kötü olacak diyip düşünceye daldım.
Yasçı, ağlayıcı olarak Kıtay, Tatabı milletinden başta Udar general geldi. Çin
kağanından İsiyi Likeng geldi. On binlik hazine, altın, gümüş fazla fazla getirdi.
Tibet kağanından vezir geldi. Batıda gün batısındaki Soğd, İranlı, Buhara ülkesi
halkından Enik general, Oğul Tarkan geldi, On Ok oğlum Türgiş kağanından Makaraç
mühürdar. Oğuz Bilge mühürdar geldi. Kırgız kağanından Tar-duş Inançu Çor
geldi. Türbe yapıcı, resim yapan, kitâbe taşı yapıcısı olarak Çin kağanının
yeğeni Çang general geldi.
|