Başkenti Talas’ın kuzey-batısında, Balasagun şehri olarak, uzunca süren
hükümdarlığı zamanında Su-lu, Maveraünnehir’den doğuya Arap ilerlemesini
durdurarak Orta Asya Türk halkının “Arap tebaası” olmasını engelleyen ve
üzerinde Türklerin tarihi hak sahibi bulunduğu Maveraünnehir’i yine Türk eline
almağa çalışan bir hakan olarak görünür.
Araplarla bu mücadele devrinde
Arap ordularına karşı çıkanların hepsi İslam kaynaklarında “Türk” olarak
belirtilmektedir. Büyük mücadelede şüphesiz bu bölgenin ve Seyhun ötesi Türk
ülkelerinin, meşhur İç-Asya kervan yolu üzerinde yer almaları dolayısıyla,
iktisadi ehemmiyeti de rol oynuyurdu. Halife Ömer b. Abdülaziz (717-720) tarafından
tayin edilen ilk vali El-Cerrah b. Abdullah’ın Seyhun ötesinde giriştiği ilerleme
teşebbüsünün, kumandanı durdurup muhasara ederek, Arap kuvvetlerini geri atacak
şekilde gelişen Türk mukavemetinin karşısında sarsılması, Emevileri, aradaki Türk
engelini kaldırmak için, Çin ile temaslar kurmağa sevk etmiş, bu maksatla şüphesiz
Arapların müsaadesi ve teşviki ile gerek Maveraünnehir “hükümdar”larından,
gerek doğrudan doğruya Araplardan heyetler gönderilmiş ise de hiçbir netice elde
edilememişti. Çünkü Arap ordularının Seyhun ötesine geçmeleri ile aynı zamanda
(719) başlayan Çin’in batıya doğru “Gök-Türk hakanlığının akamete
uğrattığı- genişleme siyaseti bu defa Türgiş duvarına çarpma tehlikesi ile
karşılaşmakta idi.
Çin’in şimdilik “durumu
idare” yoluna girmesi dolayısıyla de kendilerini serbest hisseden Türgişler batıda
faaliyete geçtiler. Bunun üzerine Maveraünnehir’de başlayan Arap aleyhtarı
hareketler Türgiş baskısına iyiden iyiye yardımcı oluyordu. Seyhun’u aşarak
Maveraünnehir’e giren Türk ordusu kumandanı Kül-çur Semerkand yakınına kadar
sokularak ilk büyük başarıyı kazandı. Başında yeni kumandan Said b.
Abdülaziz’in bulunduğu Arap kuvvetlerini mağlup ve kumandanını bir müddet çember
içinde tuttu (721). Bu vali değiştirildi. Yerine gelen el-Haraşî (721 sonbaharı)
şiddet oyuna başvurup yerlerini terk eden halkı Hocand bölgesinde teslim olmaya
zorlayarak hepsini öldürttüğü için canlarını kurtarabilenler kütleler halinde
Türgişler’e sığınıyorlardı.
Maverannehir’de tam bir
ihtilal havası esmekte idi. Halife Hişam (724-743) bu valiyi de azlederek, yerine
Müslim b. Said’i getirdi (724 başları). Arap askeri kuvvetleri arasında da ihtilaf
baş göstermiş ve Yemenli kuvvetler tedip edilmişlerdi. Fergane’ye yürümek üzere
Müslim b. Said idaresinde, Seyhun’u geçen Arap ordusuna karşı bizzat Hakan Su-lu
çıktı. Ordusuna ricat emri veren Müslim susuz yollardan aralıksız ve cebri
yürüyüş ile 11 gün çekildi ve taşıyamadıkları için bütün ağırlıklarını
yakmaya mecbur kaldıktan sonra Seyhun kıyısında, Türgişler’le işbirliği halinde
bulunan yerli kuvvetler tarafından durduruldu. Suya erişememişti. Arkadan hakan hızla
gelmekte olduğu için, bin zorluk ile önlerindeki engeli aşan Arap kuvvetleri ağır
telefat ve zayiat pahasına Semerkand’a doğru çekilmeğe muvaffak oldular.
724’te Seyhun
ötesindeki bütün Arap kuvvetlerinin geri atılması ile neticelenen ve her tarafta Arap
nüfuzunun kırılmasına sebep olan bu seferdeki hezimet, Arapları uzunca bir müddet
müdafaada kalmaya zorlamış ve yalnız Maveraünnehir’de değil, Tuhoristan’da ve
diğer güney bölgelerinde idareciler ve halk Türgişler’e kurtarıcı gözü ile
bakmağa başlamışlardı. Türk kuvvetlerinin bütün ülkeye yayıldıkları ve
Maveraünnehir Arap muhafız kıtalarının merkezi Semerkand önünde bile
göründükleri bu sırada Horasan valisi tekrar değiştirildi. Fakat yeni vali Esed b.
Abdullah, 726’da Huttal’da Su-lu Kagan karşısında başarısızlığa uğradığı
için, bütün Maveraünnehir Arap iktidarının tehlikeye düştüğü bir zamanda
azledildi. Ülkede Emeviler’e karşı Şii ve Abbasî propagandası da hızlanmakta idi.
Hakan Su-lu durumdan faydalandı, yerli muhaliflerle ahenkli bir şekilde çalışarak,
Buhara’yı zaptetti (725).
Arap idaresi Semerkand,
Debusiya şehirleri ile iki küçük kaleye münhasır kalmıştı. Yerli halka birçok
haklar bahşetmesine rağmen ümit ettiği ilgiyi göremeyen yeni vali Eşres b. Abdullah
es-Sulemî, Beykent yakınlarında hakan tarafından sıkıştırılarak, ikinci bir
“susuzluk vakası”na maruz kaldı, nihayet Semerkand’a doğru çekilmekte iken
yetişen hakan ve Kül-çur idaresindeki Türgiş kuvvetleri tarafından Kemerce kalesinde
58 gün müddetle kuşatıldı. Artık Harezm’de bile Araplara karşı kımıldamalar
görülüyordu. Su-lu’nun maksadı, Semerkand’daki Arap merkez ordugahını
düşürüp Arapları Maveraünnehir’den tamamen atmaktı. Bu sebeple Semerkand’ı
kuşatmağa hazırlandığı sırada çarpışmaya cesaret edemeyen karargah kumandanı
Sevre b. Hur, yeni tayin edilen Horasan valisi Cuneyd b. Abdurrahman el-Murî’yi
Merv’den imdada çağırdı.
Fakat Türgişler
tarafından yolu kesilmişti. Zaruri olarak geçilmesi müşkül dağ yollarına düşen
Cüneyd Savdar dağlarının dar geçitlerinde hakan tarafından sıkıştırıldı,
yorgunluğa ilaveten susuz da kalan ordusu, yer-yer baskına uğruyordu. Nihayet 12 bin
kişilik kuvvetinden 10 bininin telef olması karşılığında, Semerkand’a ulaşabildi
(Geçit savaşı = Vak‘atü’ş-Şi‘b). Durumdan haberdar edilen Halife Hişam’ın
emri ile Kufe ve Basra’dan 20 bin kişilik bir takviye ordusu Semerkand’a gelirken,
kış da yaklaşmakta olduğundan, daha fazla kalmak istemeyen hakan, Buhara’yı da
tahliye ederek, çekildi (732). Cuneyd’in 734 başlarında ölümü ile zaten Arap
nüfuz ve kudreti iyice kırılmış olan Horasan vilayetinde “siyah bayrak açan”,
Abbasi taraftarı, Haris b. Sureyc’in isyan ederek Belh’i, arkasından valilik merkezi
Merv şehrini zaptetmesi Maveraünnehir’de durumu büsbütün karıştırdı.
Yeni valilerin üç sene
(734-737) kendisi ile uğraşmak zorunda kaldıkları Haris sonunda Türgişler’e iltica
etti. Hakan Su-lu Maveraünnehir’e karşı son seferinde hayli müttefik bulmuştu.
Haris taraftarlarından başka Sogd hükümdarı (yani Gurak veya oğlu) Usruşana hakimi,
Şaş (Taşkent bölgesi) hükümdarı, Hutta hükümdarı. Bu liste
“Maveraünnehir’deki Arap nüfuzunun nasıl Türklere geçmiş olduğunu” açıkça
göstermektedir. Hakan, Belh’e doğru ilerledi. Cuzcan’a girdi, önce Tuharistan’ı
Araplara karşı ayaklandırarak mahallî bir destek sağlamağı faydalı görüyordu.
Fakat vali Esed bi. Abdullah hakanın ordusunu arkadan vurmağa muvaffak oldu (737
Haristan Savaşı).
Esasen Su-lu, Araplar’la
birleşen Cüzcan hükümdarının hıyanetine uğramıştı. Memleketine dönen Su-lu
Kagan, herhalde ömrünü harcadığı bu mücadeleye devam edecekti, fakat kendisi o
zamanlara kadar büyük hizmetleri gördüğü Kül-çur (=Baga Tarkan) tarafından
öldürüldü (738). Çin’in Türk başbuğlarını birbirine düşürme esasına
dayanan tahrikçi siyaseti bir daha hedefine ulaşmış ve Kara Türgişler’le Sarı
Türgişleri birbirine iyice düşman etmişti. Sarı Türgişler mücadeleyi kazandılar.
Başbuğları Baga Tarkan (Kül-çur) rakibi Kara Türgiş başbuğu Tu-mo-çe’yi
mağlup ederek ve onun “kağan” yapılmasını istediği Su-lu’nun oğlunu ortadan
kaldırarak kendini “kağan” ilan etti. Bu arada Çin’in On-oklar “kaganı”
tayin ettiği, Aşına ailesinden son hakan olan Hin’i mağlup edip öldürmesi (739),
Çin’i bu defa Kara-Türgişleri desteklemeğe sevk etti.
742’deki Türgiş kaganı İl-etmiş
Kutlug Bilge bir Kara-Türgiş başbuği idi. 753’te hakan ilan edilen Tangri Bulmuş
bir Kara Türgiş idi. Uzun süren iki taraf arasındaki mücadeleye Karluklar da
karışmışlar, Türgiş iktidarı büsbütün zayıflamıştı. Nihayet 20 sene içinde
gittikçe kuvvet kazanan Karluklar To-lular ve Nu-şi-piler arasında üstünlük
kazanarak, ağırlık merkezi Çu vadisi olmak üzere kendi hakimiyetlerini kurdular
(766).
|