Bilhassa İslam
kaynaklarında Uygurların Dokuz-oğuz olarak bahsedilmesinden doğan karışıklık,
Uygur urugları ile Dokuz-oğuz kabilelerinin tespitinden sonra (bk. yk. Uygurlar)
giderilmiş olmalıdır.
Uygur
hakanlığının başlangıcında henüz “tegin” olan Mo-yen-çur Oğuzların
başında bulunuyordu. Fakat Oğuzlar az sonra Uygur hakanına da isyan ettiler. Bu defa
“Sekiz-oğuz” halinde idiler Mo-yen-çur Kagan, Otuz-Tatarlar’la ittifak etmiş olan
Oğuzları Burgu’da ve Selenga kıyısında arka arkaya mağlup etti. Oğuzlar
Selenga’yı geçerek çekildiler.
Bundan sonra,
anayurt bölgesindeki Oğuz topluluğu hakkında fazla bilgi yoktur. Herhalde batı
yönünde geniş ölçüde bir göç hareketi bahis konusudur. İbnü’l-Esir, Halife
El-Mehdi zamanında (775-785) Oğuzlar’ın Maveraünnehir havalisine geldiklerini
bildirmekte ve Al-Taberî’de zikredilen 820-821 yılında Uşrusana (Seyhun-Semerkand
arası)’ya yapılmış bir “Dokuz-oğuz” akınının bunlarla ilgili olduğu tahmin
edilmektedir.
Buna dayanılarak
“Oğuz birliği” mensuplarının, hem de çok kalabalık kütleler halinde, Orhun
bölgesinden önce Talas havalisine göç etmiş olmaları gerektiği ve Seyhun
Oğuzları’nın 11. asırda konuştukları Türkçe’nin kelime ve söyleyiş
itibarıyla doğu Türkleri’ninkinden farklı olduğu dikkate alınarak, bu göçün 9.
asırdan önce vuku bulmuş olması lazım geldiği ileri sürülmektedir.
|