Bununla
beraber, Avar tesiri Avrupa'da devamlı olmuş görünmektedir. Hırvatların en büyük
askerî-idarî unvanlarından olan "Ban" (Gök-Türkçe Baga, Avar dilinde
Bagan. Ayrıca Bulgarlarda, Macarlarda mevcut) Boyar
ve Yugruş gibi, Yunanistan'da Navarino (=Pylos, aslı Avarino) ve Arnavutluk'ta
Antivari (=Bar, eskiden Civitas Avarorum) şehirlerinin adları da onların
hatıralarından izlerdir. Ayrıca Macaristan'da ortaya çıkarılan Avar çağı
arkeolojik eserleri (dökme aletler ve üzerlerinde hayvan mücadele tasvirleri ve
grifonlar bulunan at koşum takımları) Orta Asya'da gelişen Türk sanatının (hayvan
üslübu) Avrupa'daki örnekleri kabul edilmekte ve bu üslübun izleri Meroving' ler
devrinde Fransa'da da görülmektedir.
Arnavutluk'taki Prostovats altun hazinesi Avar'lara ait olduğu gibi, arkeolojik araştırmalar Avar Türk sanatının
Germen ve îslav sanatları üzerindeki tesirini ortaya koymuştur. Orta
Macaristan'ın Nagy Szent Miklos mevkiinde 1799'da ele geçmiş olup hangi Türk kavmine
ait bulunduğu hala münakaşa edilen, üzerleri Türkçe yazı kitabeli 23 parça altun
kaptan müteşekkil ünlü hazinenin Avar çağından kaldığı da ileri
sürülmüştür.
Sonuç
olarak; Avarlar’ın Avrupa’daki iki yüzyıldan fazla süren hakimiyeti Avrupa tarihi
bakımından bir kaç cihetle mühimdir; evvelâ, ilk defa olmak üzere Slav kavimleri
Türk hâkimiyetinde uzun bir zaman yaşamışlar, Türk devlet ve askerî teşkilatının
tesiriyle bunlar “kabile”, hayatı basamağından devlet teşkilatı basamağına
çıkmak imkânını bulmuşlardır. Saniyen Türkler’de muhtelif German (Frank)
zümreleri arasında karışma artmıştır; bu münasebet, ekseriyetle karşılıklı
mücadeleden ibaret olmakla beraber, her iki kavim komşu olmak sıfatıyla herhangi bir
şekilde modus vivendi bulmak mecburiyetinde
idiler.
|