558'den sonraki yıllarda
Sasanîlerle savaşa girişmiş Kafkaslar hakimi bir kavim olduğu bildirilen Hazarlar
(daha doğrusu Sabarlar) "Hazar" adı ile 586'da Bizans'da iyice tanınmış
bulunuyorlar, fakat aynı zamanda "Türk" diye anılıyorlardı. Çin
kaynaklarında ise "Türk-Hazar" (T'u-küe Ho-sa-K'o-sa) adı ile
zikredilmişlerdir. Bu son iki kayıt Hazar ülkesinin 576 yıllarında hakimiyeti
Karadeniz'e ulaşan Gök-Türk imparatorluğu sahası içine alındığını göstermekte
ve topluluk adları kullanılışında Türk geleneğine uygun düşmektedir.
Böylece, Hazarlar, Gök-Türk hakanlığının batıda en uç
kanadını meydana getirmişlerdir. Ermeni tarihçisi rahip Sebeos (VII.asır)'a ve
İslam kaynaklarına göre, Gök-Türk hanedanı Aşına ailesinden bir başbuğun
idaresinde bu durum 7. yüzyılın 2. çeyreğine kadar devam etmiş ve Hazarlar Batı
Gök-Türk hakanının iradesi ile Sasanîlere karşı Bizans'a yardımda
bulunmuşlardır. Hazarların Derbend'i geçerek Gürcistan'a girip Tiflis'i
kuşattıkları ve Azerbaycan'a akınlar yaptıkları 626 yılına doğru, kendisi doğu
Karadeniz sahillerinde bulunduğu sırada, başkenti Sasanî-Avar muhasarasına alınmış
olan Bizans imparatoru Herakleios, Tiflis önlerine gelerek, Hazar hükümdar-başbuğu
-ihtimal Batı Gök-Türk hakanı Tong Yabgu'nun küçük kardeşi "Yabgu" ile
vardığı anlaşma sonucunda sağladığı 40 bin atlının desteği sayesinde İran
içlerine yürümeğe muvaffak olmuştu.
Bu münasebetle Anadolu İranlıların
istilasından kurtarılmış, Sa-sanîler artık büyük devlet olmaktan çıkmış ve
Hazar kumandanı Çorpan Tarhan'ın başarı ile harekatı yürüttüğü bu sıralarda
"Yabgu" da Tiflis'i zaptederek (629) bazı Ermeni kütlelerini himayesine
almıştı.
|