İslam hilafet
imparatorluğunun en kuvvetli devirlerinde Arap ordularına karşı gösterilen bu çetin
mukavemet Hazar devletinin kudretini bir kere daha ortaya koyar. Hakikaten 8.-9. asırlarda hakanlık, îslam
müelliflerinin ifadelerinden de anlaşıldığı üzere, Çin ve Bizans ile denk ayarda
olmak üzere, Doğu Avrupa'nın en büyük siyasî teşekkülü durumunda idi.
Sınırları bilhassa batı ve kuzey yönünde genişlemiş, Kuzey Kafkaslar'da
"Serîr" ülkesi "Avarlar", Alanlar, On-ogurlar ve Kafkaslar'ın
dağlı kavimleri, Kırım'da Gotlar, İtil Bulgarları, Volga civarında Fin-Ugor
Burtas'lar ve başka çeşitli Fin kolları, Desna ırmağı ile orta Dnyeper
çevresindeki İslav kütlelerinden Radimiçler, Vyatiçler, Severianlar, Polianlar vb.,
Kuban havalisindeki Macarlar ve Kiyef ile dolayları, hakanlığın idaresine
girmişlerdi.
Böylece, 9. asır
sonlarına ait bir kaynakta (Eldad ha-Dani) hakanı "25 kral"ın başında
olduğu söylenen Hazarlara bu siyasî gücü sağlayan başlıca imkanlardan biri,
hakanlığın, coğrafî mevkii itibariyle Ortaçağ'ların belki en canlı ticarî
faaliyet bölgesinin merkezinde yer almış olması idi. Hazar ülkesine
İskandinavya'dan, Volga ve Kama boylarından bilhassa kürkler (samur, kakım, sansar,
zerduva, tilki vb.) ve diğer ticarî mallar (balmumu,tutkal), Çin'den ve Türkistan'dan
ipek ve kumaşlar, Bizans'tan türlü sanat ve süs eşyası geliyor, İtil ve başka
Hazar şehirlerinde pazarlanıyor, bu çeşitli ve zengin emtia Orta Asya-Doğu
Avrupa-Yakın-doğu kıtaları arasında bir yandan diğer yana akıyordu Hazar
hakanlığı, devlete yüksek gelir sağlama bakımından bu büyük ticarî faaliyeti
teşkilatlandırıp emniyet ve kontrol altına almak suretiyle en iyi şekilde
değerlendiren bir siyasî birlik olarak Türk devletleri arasında seçkin bir yere sahip
olmuştur.
|