|
Hazar hakanlığı Macar (Magyar) devletinin de gerçek kurucusu durumundadır.
Aslında Urallı (Fin-Ugor) bir kavim olarak, Vogul ve Ostiyaklarla yakın akraba bulunan
Macarlar Ural dağlarının ormanlık yamaçlarındaki eski yurtlarından bozkırlar
çizgisine inerek, buradaki Ogur Türkleri ile uzun bir devre birlikte yaşamışlardır.
M. 463'lerde Sabarların batıya göç hareketleri baskısı dolayısiyle Macarların (bir
kısmı bugünkü Başkırtlar sahasındaki yurtlarında /Magna Hungaria=Asıl veya
Büyük Macaristan/ kalırken), kalabalık kısmı Ogurlarla birlikte Kuzey Kafkaslar'a,
Kuban nehri dolaylarına gelmişlerdir. Orada On-Ogur'ların idaresinde kaldıklan için
On-Ogur (=Ongur, Ongri, Ungor, Ungaros, Hungarus, Hongrois, Venger vb.) adı ile de
tanınmış olan Macarların eski tarihine ait, Hunor ve Moger kardeşlerin bir geyik
rehberliğinde Azak denizinin batısına geçtiklerine dair Batı kaynaklarında
nakledilen gelenek bu kavmin, Karadeniz kuzeyinde Bulgarlarla -ve herhalde Bulgarların
aracılığı ile- Hunlarla yakın ilişkilerinin ve Alanlarla komşuluklarının
hatıralarıdır.
Sabarların Kafkasya'yı işgalleri sırasında "Sabar(d)" diye, daha sonra
(Gök-Türk hakimiyeti Kırım'a kadar uzanınca ve sonra Hazar hakimiyeti dolayısiyle) "Türk" diye anılan Macarlar, 400 yıl
kadar Türklerle bir arada yaşamanın neticesi olarak, Bozkır kültürünün derin
tesiri altında Türk kültür unsurlarını benimsemişler, ona göre
teşkilatlanmışlar, hayvan beslemeyi, çiftçiliği, bağcılığı, kanun kavramını
ve yazıyı öğrenmişlerdir. Halen Macar dilinde yaşamağa devam eden Türkçe
sözler (batı, yani -r'li- Bulgar Türkçesi'nden) bunu açıkça gösterir:
Ökör=öküz, tino=dana, bika =buğa, borju=buızagı, tyuk=tavuk, /kos=koç,
kecske=keçı, tarlo=tarla, teknö=tekne, karo=kazık, eke=saban, arok=arık,
buza=buğday, arpa=arpa, borso=buıçak, alma =elma, szölö=üzüm, sereg=çeri(g)
(ordu), beke=barış, erö=erk (kuvvet), törveny=töre (kanun), tanu=tanık (şahid),
belyeg=belge, erdem=erdem, egy=kutsal, bün=günah, bölcs=bilge, kek=gök (mavi),
sarga=sarı, szam=sayı, betü=biti(g) (harf), ir+ni= yazmak vb....
Macarlar Don nehri dolaylarında (Dentü-Mogyeria) iken, Hazar hakanlığınca tayin
edilmiş ve hatta bir Hazar prensesi ile evlendirilmiş ve ihtimal "Kündü"
unvanını taşıyan başbuğları Lebedi'nin idaresinde bulundukları sırada, doğudan
gelen Peçenek baskısı sebebi ile yerlerinden ayrılarak Dnyeper-Dnyester-Prut
bölgesi'ne geçmişlerdir. Burada Kündü ile "Üge" taraflarından idare
edildikleri zaman, herbirinin başında Hazar hakanlığının tayin ettiği birer
"ür" bulunan 7 kabileden kurulu birlik teşkil ettikleri anlaşılan
Macarların Türklerle büsbütün karıştıklarını kabile adları göstermektedir:
Tarjan (tarkan), Yenö (Türkçe ünvan "ınak"dan), Kürt Gyarmat (yorulmaz),
Ker (büyük, iri), Keszi (kesik, parça). Diğer iki kabile Fin-Ugor: Nyek ve Magyar.
880'lerde batıya doğru yönelen Peçeneklere kendi ülkesinden yol vermek zorunda
kaldığı anlaşılan Hazar hakanı tarafından, herhalde Peçenek tehlikesine karşı
Macar birliğini sağlam tutmak maksadıyla, Üge soyundan Almış-oğlu Arpad (Türkçe,
Arpacık)'a tam selahiyet verildi ve o, "Türk (Hazar) usulünde töre uyarınca
kalkan üzerinde kaldırılmak" suretiyle ve herhalde Gyula (=Yula, Cula, Türkçe
unvan) olarak Macar kabileler birliğinin başbuğu ilan edildi. Hazar topluluğundan
ayrılan üç urugdan kurulu Kabar'ların da katılması ile Macar kabile sayısı 8'e
yükseldi, dolayısiyle Macarlar arasında Türk unsur daha da arttı ve bu sebepten
Fin-Ugorca yanında Türkçe de yaygın dil haline geldi ki, bu iki dilli durum bir asır
kadar sürmüş gibidir.
889'a
doğru Macarlara yönelen 2. büyük Peçenek taarruzu yüzünden Etelküzü'yü terk
etmek zorunda kalan Macarlar, vaktiyle Avarlarla birlikte bir kısım soydaşlarının
gittiği ve kendi hayat şartlarına uygun bulup beğendikleri Tuna-Tisa bölgesini, Arpad
(ölm. 907)'ın sevk ve idaresinde, işgal ederek bugünkü vatanlarını (Macaristan,
Hungaria) kurdular (896). Türk soyundan gelen ve 1301 yılına kadar devam eden Arpad
sülalesi mensupları, 1000 senesinde Hıristiyanlığı (Roma Katolik) kabul edinceye
kadar çoğunlukla Türkçe adlar taşımışlardır: Tarkaç, Yutaş, Taş, Tarma ve
Geza; iki prenses: Saroltu, Karoldu (Ak-gelincik, Kara-gelincik) ve Hıristiyanlığı
devlet dini yapan ve Stephanos (İstvan) adını alan kral: Vayk (=Bay+k). O tarihlerde Bizans kaynaklarında Macarlara daima
"Türk" denildiği gibi, Macaristan'a da "Türkiye (Toupxia) adı
verilmiştir. Ayrıca Macarlardan bir zümre olup bugün Erdel (Transilvanya)'de
oturan Türk asıllı Szekely (Sekel)'ler 16. yüzyıl ortalarına kadar, eski Orhun
alfabesinin az değişiklikle devamı olan ve Macar "Oyma yazısı" (Rovasiras)
denilen yazıyı kullanmışlardır ki, bu yazıdan bir hatıra da İstanbul'da
bulunmuştur (Elçi Hanı kitabesi. 16 yüzyıl).
|