|
Hazar hakanlığı 10. yüzyılın ortalarından itibaren gücünü kaybetmeğe başladı.
Bu, tabiat'ıyle daha önceki tarihlerde beliren sosyal huzursuzlukların sonucu idi.
Ordu, Hazar unsurunun daha çok ticarî işlere kayması dolayısiyle-ücretli asker
sayısının gittikçe artması yüzünden, yavaş yavaş millîliğini kaybederek
yabancılaşıyordu. Daha 8. asır ortalarında ücretlilerin mühim bir kısmını Harezm
ve civarından gelen müslümanlar teşkil ediyordu.
Memlekette dil ve din birliğinin bulunmaması, Hazar topluluğunun dağılmasını
kolaylaştıran amillerden olmuş; ordunun kuvvetten düşmesi neticesinde ticarî
emniyetin sarsılması ekonomik dengeyi bozmuş; Peçeneklerin ülkeye yayılmaları,
belki büyük karışıklık yılları olarak bilinen 854'lerde Kabarların, daha sonra
Macarların ve ihtimal Kalizlerle Bulgar İskit'lerin yurttan ayrılmaları hakanlığı
büsbütün zaafa uğratmıştı.
İslavlar
durumdan faydalandılar. Ticaret örtüsü altında etrafta saldırgan hareketlere
giriştiler. Hazar sahillerindeki kasabaları yağmalıyor, tahrip ediyor, ahaliyi
öldürüyorlardı (bilhassa 910, 913, 943 yıllarında). Vaktiyle hakanlık gemilerinin
huzur içinde dolaştığı deniz ve nehir yollarında emniyet kalmadı. Hazar hükümet
makamlarının kanunsuzluklara engel olmağa çalışmaları İslavları büsbütün
azdırdı.
Nihayet Kiyef Rus
prensi Svyatoslav, Türk tarzında kurup donattığı kalabalık kara ve nehir kuvvetleri
ile her cihetçe borçlu bulunduğu efendilerini mağlüp, başkenti zapt ve diğer
şehirleri tahrip etti (965). Yakınında 12. asırda "Saksın" şehrinin
kurulduğu eski başkent İtil şehri, el-Bîrünî zamanında (1048) bile harabe halinde
idi... Hazarlar dağıldılar. Tamatarhan’a, Kırım'a doğru çekilenler topluluk
hayatını devam ettirmeğe çalıştılar. Kafkaslarda yaşayan Karaçayların Hazarlarla
akrabalığı ileri sürülmektedir. Bugün Hazarların hatıralarından biri Hazar
Denizi'nin adıdır.
|