|
Ogurların tarihi çok daha geri gitmektedir. Bunların, M.Ö. 3. yüzyıl sonlarına
doğru Tanrı Dağlan eteklerinde oturan U-sun(Wu-sun)'larla ilgili olmaları muhtemeldir.
Ancak bu ilgi, daha çok Usunların oturdukları sahaya (belki daha önceki yurtları)
taalluk ediyor görünmektedir. Çünkü aynı tarihte Ogurların daha kuzeyde Kobdo,
Tarbagatay bölgesinde yaşamakta olduklanna dair deliller vardır. Burada, Çin
kaynakları "Ho-chieh" veya "Wu-chieh" adlı bir kavimden söz
ederler. F. Hirth adın Çince şeklinin, asıl söylenişi "Ugır" (Uygur
değil) olan bir kelimeden gelebileceğini söylemiştir ki, bu ad onu doğrulayan Gy.
Nemeth'e göre Türkçe "Ogur"dan başka birşey değildir. M.Ö. 3. yüzyıl
başlannda Orta Asya'da Ogurların en mühim kollarından biri, Çin kaynağında Orta ve
Güney İrtiş taraflarında oturdukları ve Çin'e sansar, beyaz ve gök tilki
("Kun-tsun" = Kırsa ~ Karsak-bozkır tilkisi), bilhassa sincap derileri
getirdikleri bildirilen Tingling'lerdir. Bu meşhur sincap kürkü tacirlerinin adı da
Türkçe'dir: Ting-li= Teyin'li= Sincap'lı. Bütün Ogurlar esasen kürk ticareti ile
tanınmışlardı. Kıymetli kürkler arasında sincap derisi başta geliyordu..
Ogur Türklerini, daha ziyade hayvan yetiştirici kardeşlerinden ayıran bu kesif
avcılık ve kürk ticareti yanında, onların başka bir hususiyetleri de, batıda
bulunduklan coğrafî bölgenin şartları gereği, iyi çiftçi olmaları idi. Her
çeşit ziraati ve meyveciliği zamanına göre en yüksek seviyede yapıyorlardı. O
tarihlerde Macar diline giren Ogur Türkçesi kelimeleri bunun delilleridir.
Batı Sibirya'daki yurtlarında iken, Orta Asya'da Çi-çi Tanhu devletinin
çöküşünden (M.Ö. 36) sonra aynı bölgeye çekilen Hun kalıntıları ile komşu
oldukları anlaşılan Ogurların, daha sonra batıda sür'atle bir dünya imparatorluğu
durumuna giren Avrupa Hunlarına bağlandıkları, bilhassa Saragurların Attila
zamanındaki rollerinden bellidir. Hun imparatorluğu parçalanıp merkezî otoritenin
kaybolması (460-470 yılları) üzerine, bu defa Hun kütlesiyle beraber, batıdan
geldiği bilinen İrnek etrafında toplanarak, Bulgar devletini kurdukları görülüyor.
Ogurlar İrnek'in halefi Mundo (Muncuk?) ve ondan sonra gelen 4 hükümdar zamanında,
550'lere kadar, aralarındaki birliği sürdürmüşlerdi. Bu tarihlerde şöyle
yayıldıkları tesbit edilebiliyor: Kafkaslar'ın kuzeyinde (Azak'ın doğusunda)
On-ogurlar, Don-Volga dirsekleri bölgesinde Otuz-ogurlar, Dnyeper'e doğru bozkırlarda
Dokuz-ogurlar. Bunlardan doğudakiler sırasiyle Sabarların ve -Gök-Türk hakimiyeti
Azak Denizi'ne ulaştığı zaman (576'lar)- Gök-Türklerin idaresine girmişlerdir.
Menandros'a göre, Otuz-ogur Hükümdarı Anagaios (Türkçe a-lı: Ana-aga?) tarafından
tayin edilmiş olan Ak-kagan adlı kadın başbuğ, Gök-Türklere bağlananlardandı.
Batıdaki Dokuz-ogur (Kara-Bulgar?)'lar ise, yıllık vergi aldıkları Bizans ile bazan
dost, bazan hasım olarak münasebetlerini devam ettirdiler. İslav kütlelerini ileri
sürerek Bizans'a yaptıkları sürekli baskı, İmparator Anastasios (491-518)'u,
başkent Istanbul'un korunması için, "uzun sur"u yaptırmaya zorlamıştı.
530'larda ise Bizans generali Belizarios kumandasında İtalya savaşlarına
katılmışlar, 549'da Longobardlarla çarpışan Gepidlere 10 bin süvari ile yardım
etmişlerdi. Fakat Bizans -tıpkı Çin gibi.- Türklere karşı oynayageldiği oyunu
Ogur'lara da tatbik etti. Dokuz-ogur ve Otuz-ogur kardeşlerin arasını açtı,
birbirleri üzerine saldırttı. Mağlüp olan Dokuz-ogurlardan bir kısmını (2 bin
aile) Trakya'ya yerleştirdi. Otuz-ogurlann Balkanlar'a anî bir yürüyüşle İstanbul
yakınlarında görünmelerinin (550'de) artık bir faydası yoktu.
Karadeniz
kuzeyindeki Ogur hakimiyetinin zayıflaması Avarların, yollarında rastladıkları
Ogur-Bulgar Türklerinden bazı kütleleri beraberlerine alarak batıya doğru sür'atle
ilerlemelerini (558'i takip eden yıllarda) kolaylaştırdı. Bayan Hakan'ın emrinde
Dalmaçya'da savaşan Bulgarlar, 626 İstanbul kuşatmasında Avarlara yardımcı
kuvvetler teşkil etmişlerdi. Bunlar Balkanlar'a, Kuzey İtalya'ya, Macaristan'a
yayıldılar. Avarlardan memnun olmayan 9 bin kadar Bulgar ailesi önce Bavyera'ya, sonra
İtalya'ya taşındı (7. asrın 2. yarısı).
|