Bozkır
Türk devletlerinde başkanlar çeşitli ünvanlar taşımışlardır: Tan-hu (veya
Şan-yü), kagan, kan (han), yabgu, İl-teber vb. Bunlar arasında Türk tarihinde en
yaygın olanları han (kral) ve kagan (imparator) idi. Bunların Moğol Juan-juan
devletinden Gök-Türkler’e geçtiği hakkındaki iddia eskimiş görünüyor, çünkü
“han” ünvanının 3. asırdan beri Türkler’ce bilindiği gibi, Avrupa Hun
hükümdarı Attilâ’nın hanımının adında da “han” ünvanı mevcut idi:
Arıg-kan.
Yabgu ünvanı
Hunlar’dan beri mevcuttu. Hükümdarın törenle ünvanını alırken, zevcesinin de
resmen aldığı katun (hâtun) ünvanı da Hunlar’dan beri Türklerce tanınmakta idi.
Devlette hâtunlar da söz sahibi idiler. Devlet meclislerine katılırlar bir dereceye
kadar formalite olsa da, elçileri ayrıca kabul ederlerdi. 585 ve 726 yıllarında Çin
elçilerinin kabulünde Gök-Türk hâtunları hazır bulunmuşlardı. Hâtunların
gelecek hâkanların anneleri olmaları sebebi ile, ilk zevce ve asil (yani Türk)
olmalarına dikkat edilirdi. Umumiyetle en büyük evlât veliahd tayin edilirdi. Veliahd
durumudakiler küçük yaşta iseler amcaların tahta geçmeleri töreye uygundu. Devlet
başkanlarının oturduğu başkentte “ordu” deniliyordu.
|