Ölmüş
büyüklere tazim, atalara saygı, baba hakimiyetinin inanç sahasındaki belirtisi olarak
görülmektedir. Bunun sosyal ve iktisadî şartlar dolayısıyla, eski orta ve kuzey Asya
kavimlerinde bulunabileceği hakkındaki düşünceler Türkler yönünden tarihî
kayıtlarla kesinleşiyor. Yukarıda söylendiği gibi, Asya Hunları ilk baharda (18
Mayıs) atalarının ruhlarına kurban sunarlardı.
Atalara ait
hatıraların kutlu sayılması, Türk mezarlarına yapılan tecavüzlerin ağır şekilde
cezalandırılmasından anlaşılıyor. Attila’nın 2. Balkan seferinin bir sebebi de
Hun hükümdar ailesi kabirlerinin Bizans’ın Margus piskoposu tarafından açılarak
soyulması idi. M.Ö. 79 yılında benzer bir tecavüz hadisesi tan-hu’yu Moğol
O-huan’lara karşı savaşa zorlamıştı.
Moğollar’ı ve
Bizanslıları bu hırsızlık teşebbüslerine sevk eden sebep eski Türkler’de
ölülerin silahları, kıymetli eşyası., bazen tam teçhizatlı atları, kadınların
mücevherleri ile birlikte gömülmesi idi. Böylece öteki dünyada rahat
yaşamalarının sağlandığı düşünülüyordu. Türkler gibi, atalar kültüne sahip
diğer kavimlerde bu inanç, ölen bazı kudretli kimselerin yarı tanrı sayılmasına
kadar ileri gitmiş iken ve bunlar ve diğer tanrılar için insan kurban edilirken.
Türkler’de böyle adetlerin görülmemesi dikkat çekicidir. İbn Fadlan’ın, ölen
Hazar hakanının hizmetçilerinin de kesildiği yolundaki haberi, hakan ve umumiyetle
Hazarlar hakkında gerçeklerle bağdaşması müşkül diğer haberlerin çoğu gibi,
doğruluktan uzaktır. Eski Türkler arasında insan kurban edildiği intibaını
uyandıracak bazı kayıtların, iyi bir araştırma sonuncunda, bu manaya
alınabilmesinde ancak zorlama yoluna gidilmek gerektiği anlaşılıyor. Asya Hunları
için, Çin yıllıklarındaki ölünün “yakınları tarafından takip edilmesi”
ibaresi tefsir yolu ile bu neticeye ulaştırılmak istenmiştir.
Halbuki, kaynak,
hiçbir engel bahis konusu değilken, “insan kurbanı”nı açıkça kaydetmediği
gibi, eğer gerçekten mevcut ise, bu adetin Hun İmparatorluğunda yaşayan kesimlerden
hangisine ait olduğu da açıklanmış değildir. Diğer taraftan Attila’nın ölümü
ile ilgili olarak Jordanes’in –hadiseden takriben 100 sene sonra- kütle halinde
insanların öldürüldüğü hakkındaki haberi de, bu yazarın mensup olduğu sanılan
Vizigotlar’da asırlardan beri mevcut kurbanı motifinin tekrarı gibi görünmektedir.
Attila’yı gömenlerin, mezarının yeri bilinmemesi için öldürülüp gömüldükleri
hususu ise, Türk kültürü anlayışının dışında kalan bir durumdur, çünkü, hem
bazı milletlerde görülen bu adetin tersine Türkler mezarlarının üstüne tümsek
yaparlar ve hatta taşlar (balballar) dikerlerdi.
Türkler insan kurban
etmedikleri gibi, hükümlerini yürüttükleri yerlerde insan kurban adetini kaldırmağa
çalışmışlardır (Mesela, Soğd’da) .
Eski
Türkler’de kurban olarak hayvan kesilirdi. Hayvan cinsinden de erkek’ler seçilirdi
(koyundan koç, deveden buğra, attan aygır). En makbul olan at iskeletine bozkır-Türk
kavimlerine ait mezarlarda çok sık rastlanır. Bundan dolayı Asya Hun İmparatorlarına
ait kurganlarda at cesetlerine tesadüf edilmiştir (Mesela Altaylar’da Pazarlık
mevkiinde).
|