-
Abbâsîerin iktidârı ile birlikte
İranlı unsurlar devletin yüksek makamlarını ele geçirmişti. İhtilâlin başarıya
ulaşmasında baş rolü oynayan Ebû Müslim ile daha sonraki yıllarda vezirlik
makamında uzun müddet kalan Bermekî ailesinin devlet idâresindeki nüfuzları âdeta
halifeyi bile gölgede bırakıyordu.
-
- El-Emin ile el-Me’mun
arasındaki mücâdele bir bakıma İranlı-Arap unsurun iktidar mücâdelesi idi.
İranlı unsurun desteği ile halife olan el-Me’mun kısa zaman sonra bilhassa veziri
Fazl b. Sehl’in tesiri ile takip ettiği politikanın hatalı olduğunu gördü, dolayısıyla
bu unsura karşı cephe almak zorunda kaldı. Bu durumda itimat edebileceği yeni bir
kuvvete ihtiyacı vardı. Halife el-Me’mun bunu bulmakta gecikmedi.
-
- Horasan vâliliği
sırasında yakından tanıma imkânını bulduğu Türkler, askerî kabiliyetleri ve
devlet idâresindeki tecrübeleri sayesinde İslâm Devleti’ndeki kuvvet boşluğunu
doldurabilirdi. El-Me’mun, halifeliğinin son yıllarında düzenli bir şekilde Türk
ülkelerinden ücretli Türk askerleri getirtmeye başladı. Çok kısa zamanda Bağdad’da
sayıları 18.000’i bulan Türk birlikleri teşkil edildi.
-
- Bunlar, el-Me’mun’un
Bizans’a yaptığı seferlerde açıkça görülebileceği gibi hilâfet ordusunun
çekirdeğini meydana getiriyorlardı. Ordunun kumanda heyeti el-Afşin, Aşnas el-Türkî,
Boğa el-Kebîr, Hâkan Urtuc vs. gibi Türklerden meydana geliyordu.
|