Bütün bu gayretler
semeresini vermeğe ve Müslümanlık Türkler arasında süratle yayılmaya başladı.
Tarihçiler 960 yılında 200.000 çadırlık Türk halkının Müslümanlığı kabul
ettiğini belirtirler. Sayı olarak 1.000.000 civarında bur nüfusu ifâde eden bu grubun
Karahanlı hanedanının hâkim bulunduğu yerlerde oturan Karluk, Yağma, Çiğil ve
Tuhsi gibi Türk boyları olduğundan şüphe edilemez.
Aynı yıllarda Oğuzların
da gruplar halinde bu yeni dini kabul ettiklerini görmekteyiz. Başlangıçta Oğuz Yabgu
Devleti'nin hizmetinde olan ve fakat bazı anlaşmazlıklar sebebi ile oradan ayrılarak
Cend şehrine büyük bir Oğuz grubu ile gelen Selçuk'un bu hareketi büyük bir önem
taşımaktadır. Selçuk ve maiyetindeki Oğuzlar burada Müslümanlığı kabul ettiler.
Onun oğul ve torunları
daha sonraki yıllarda kendi adıyla anılacak olan Selçuklu Devleti'ni kurmuşlardır.
Diğer taraftan Sâmânî Devletini diriltmeği çalışan Ebû İbrahim, Maveraünnehr'i
Karahanlılardan geri almak için giriştiği mücâdeleler sırasında bir ara OğuzYabgu'sunun
yanına giderek onunla ittifâk yaptı, evlenme yoluyla yakınlık kurdu ve sonunda
Yabgu'yu ve tebasını Müslümanlığa kazandı (1002). Böylece XI. asrın başında Oğuzların
Müslümanlığı tamamlanmış oluyordu.
Oğuzların, Müslüman
olmalarının kısa zamanda neticeleri büyük olmuştur. Mayıs 1038'de Selçuk'un torunu
Tuğrul Beğ adına Nişabur'da hutbe okunarak yeni bir Müslüman Türk devleti, Selçuklular
ortaya çıkmış oluyordu. Ancak Türkistan'ın doğu ve kuzey bozkırlarında henüz Müslüman
olmayan göçebe Türkler vardı. Selçuklu Devleti'nin kurulmasından birkaç yıl sonra
(1035-44) on bin çadırlık bir Türk grubu Müslüman olarak aynı yılın Kurban Bayramı'nda
yirmi bin koyunu kurban olarak kesmişlerdir. Bu bilgiyi veren İbn el-Kesir, Çin
hududundaki Tatar ve Hıtayların dışında bütün Türklerin Müslüman olduklarını
ilâve eder.
|