Selçuklu Sultanı Alp Arslan 1065 yılında
büyük bir ordu ile Ceyhun nehrini geçerek Aral ve Hazar Denizi sahillerini dolaştı. Oğuz
ve diğer Türk boylarının yurdu olan Man-Kışlag yarımadasına vardı. Gayr-ı Müslim
Türkler ile birleşerek etrafı yağmalayan Oğuz, Kıpçak ve Cazıglar'a karşı sefer
yaptı. Bunların otuz bin kişilik ordusunu bozdu; Cazıgların hükümdarı Kafşut'u
itaat altına aldı.
Buradan dedesinin mezarını ziyaret
etmek maksadıyla Cend'e gitti. Cend hanı, Alp Arslan'ı büyük bir merasimle karşıladı.
Cend şehri Selçuklular ve daha sonra Harezmşahlar zamanında bile Müslüman olmayan Türklere
karşı yapılan seferlerin yürütüldüğü yerdi. Kıpçakların bir kısmı batıya göç
ederek Balkanlar'a kadar ulaştılar. Doğuda kalanlar Müslüman olurken batıya göç
edenler de Hristiyanlığı kabul ettiler.
Türkler'in Müslümanlığı kabulleri X.ve
XI. asırlarda büyük gelişmeler göstermiştir. Bu tarihten sonra da Müslümanlaşma
devam etmiş ve XIV.asırda bütün Türk dünyası Müslüman olmuş ve İslam dünyasında
her bakımdan üstünlüğünü kabul ettirmiştir.
Türklerin Müslümanlığı kabullerini izah etmeğe çalışırken Türk ülkelerinin
pek azının İslam Devleti'nin askeri hakimiyeti altına girdiğini, buralarda yaşayan büyük
Türk kütlesinin askeri ve siyasi hakimiyetine girmeden Müslümanlığı kabul ettiğini
belirtmiştik.
Dinler tarihinde bir dinin bu kadar kısa
zamanda baskı olmadan bir millet tarafından kâbul edildiğine pek ender rastlanır.
Burada Türkleri bir zorlama olmadan İslâmı kabûle sevk eden sebepler üzerinde kısaca
durmak faydalı olur.
|