Ahmed bin Tulun'un
Fuslat'a ulaşmasıyla Müslüman Mısır tarihinde yeni bir devir başlıyordu. Ancak o
Mısır'da hakimiyeti ele geçirmek ve nüfuzunu bütün ülkeye yaymak istediği zaman
bazı engeller ile karşılaştı. Ahmed'in karşılaştığı en büyük güçlük malî
hususlarda oldu. Mısır'ın maliyesi bu sırada kuvvetli ve usta bir maliyeci olan Ahmed
bin Müdebbir'in elinde idi ve o Ahmed bin Tulun'a muhalefete kalkışmıştı. Ahmed bin
Tulun, İbn-i Müdebbir ile dört yıl süreyle yaptığı mücadeleyi kazanmaya ve onu
Suriye'ye uzaklaştırmaya muvaffak oldu. Artık Ahmed Mısır'da malî bağımsızlığa
da sahipti. Öte taraftan Bayıkbeg Haziran 870'te öldürülmüş ve Mısır ıkta'ı
İbn Tulun'un kayınpederi Yarcuh el-Türkî'ye geçmişti. Yarcuh, damadı İbn Tulun'a
Berka ve İskenderiye'nin idaresini de verdi. Böylece bütün Mısır onun hakimiyeti
altına girdi.

Yine 870 yılında Abbasî
halifesi, el-Mu'temid oldu. El-Mu'temid tahta geçtikten biraz sonra idarî işlerinin
büyük bir kısmını kardeşi el-Muvaffak'a bıraktı. Abbasî halifesi daha sonra 20
Temmuz 875'te oğlu Cafer'i "el-Muvaffız" lakabıyla veliahd tayin etmiş ve
batı eyaletlerinin valiliğini ona vermişti. Ondan sonra el-Muvaffak'ı da ikinci
veliahdlığa ve doğu eyaletlerinin valiliğine tayin etti. Böylece Mısır, Cafer'in
hakimiyeti sahasına giriyordu. Ancak Ahmed b. Tulun, Mısır'da hüküm sürmekte
olduğundan burada gerek halîfenin ve gerekse oğlunun sözü geçmemekte idi.
El-Muvaffak ise usta idareciliği ve kabiliyeti sayesinde kısa zamanda devlette hakikî
hükümdar durumuna gelmişti ve onu Ahmed b. Tulun ile çatışması kaçınılmazdı.
Ahmed b. Tulun ise bu
olaylar olurken Bağdad'a gidecek olan haracı muntazam bir şekilde azaltarak ve
sınırlandırarak büyük bir servet toplamıştı. Aynı zamanda o çeşitli
fırsatlardan yararlanarak Türk ve Sudanlı esirlerden iyi talim görmüş tam
teçhizatlı bir ordu meydana getirdi. Saltanat naibi el-Muvaffak ile Ahmed bin Tulun
arasındaki çatışma, el-Muvaffak'ın doğudaki zenci isyanları ve Saftarîler ile
uğraşması sebebiyle patlak verdi. El-Muvaffak, kendi hakimiyeti sahasında olmamasına
rağmen, bu sırada Mısır hazinesini de kendi imkânları için kullanmak istedi ve İbn
Tulun'a elçi göndererek para istedi.
Öte taraftan Halife
Mu'temid kardeşi el-Muvaffak'tan korkarak bizzat Ahmed'e mektup yazmış, istenilen
paranın kendisine gönderilmesini istemişti. Buna rağmen Ahmed b. Tulun, el-Muvaffak'a
1.200.000 dinar göndererek onunla uzlaşmayı tercih etti. Ancak Muvaffak bu parayı
yetersiz bularak daha fazlasını istedi. Ahmed'in bu isteği sert bir şekilde
reddetmesi, aradaki anlaşmazlığı şiddetlendirdi. El-Muvaffak bu durumda onu azletmeye
karar verdi ve yerine Suriye valisi Amacur'u tayin etti. Fakat bu karar tatbik edilemedi.
Amacur el-Türkî 877/878 yılında öldüğü zaman Ahmed b. Tulun kolayca Suriye'yi ele
geçiriyordu.
Ancak onun bu zafer sevinci
Mısır'da vekil olarak bıraktığı oğlu Abbas'ın isyanıyla yarıda kalmıştı.
Abbas, 879 tarihinde Mısır'ı terketmiş ve Berberîleri para kuvvetiyle elde ederek
yeni bir devlet kurmak istemişti. Ahmed b. Tulun Mısır'a dönerek bu isyanı
bastırdı, artık o Mısır ve Suriye'nin hakimi idi, paralar üzerine Halifeden sonra
kendi adını da bastırmıştı. Ahmed b. Tulun ile el-Muvaffak arasında düşmanlık
882'de Tulunîlerin Suriye valisi Lu'lu'nun el-Muvaffak tarafına geçmesiyle son haddine
ulaştı. Ahmed, buna karşılık olmak üzere Muvaffak'ın baskısı altında bulunan
Halife Mu'temid'i yanına gelmesi için ısrarla davet etti. O belki de Halifenin
gelmesiyle saltanat naibliğini ele geçirerek kendi devletini bütün Abbasî
imparatorluğu'nun merkezi yapmayı ümid ediyordu.
Neticede Halife, Ahmed b.
Tulun'un yanına gitmeye karar vererek Samarra'dan harekete geçti (882 Kasım ayı
sonları). Ancak o Musul'a ulaştığı zaman el-Muvaffak'ın emriyle İshak bin Kundacık
tarafından Samerra'ya dönmeye mecbur edildi. El-Muvaffak bununla da yetinmedi, Halife'yi
İshak b. Kundacık'ı Mısır ve Suriye valisi tayin etmesi için zorladı. Ancak bu
tayin hiç bir netice vermedi. Buna karşılık Ahmed de kendisine katılan fakihlerin
fetvasıyla Şam'da el-Muvaffak'ın azlini ilan etti. Daha sonra gerek Ahmed ve gerekse
el-Muvaffak hakim oldukları ülkelerin minberlerinde birbirlerine lanetler yağdırmakla
yetindiler. Nihayet bir süre sonra iki taraf arasında barış görüşmelerinin
başladığı sırada, Ahmed b. Tulun kuzey Suriye'ye tertiplediği bir seferde
hastalanarak öldü (10 Mayıs 884).
|