Ahmed b.
Tulun'un yerine yirmi yaşındaki oğlu Humareveyh geçti. Büyük oğlu Abbas buna itiraz
etti ise de öldürüldü. Öte taraftan Humareveyh'in başa geçmesi, Abbasîler ile
Tulunîler arasında yapılan barış görüşmelerinin sona ermesine sebep oldu. Bu sırada
daha önce Mısır ve Suriye valisi tayin edilmiş olan İshak b. Kundacık ve Saracoğullarından
Diyar-ı Mudar valisi Muhammed el-Afşin birleşmişler ve Humâreveyh'in tecrübesizliğinden
yararlanarak onun hakimiyeti altındaki toprakları ele geçirmek için hazırlıklara başlamışlardı.
Ayrıca onlar el-Muvaffak'a da müracaat ederek yardımcı kuvvet istediler.
El-Muvaffak bu
teklifi siyasetine uygun bularak kabul ve onlara Dımaşk üzerine yürümelerini emretti.
Bu emri alan iki kumandan harekete geçerek Haleb, Hıms, Antakya'ya hâkim oldular. Tulunîlerin
Dımaşk'daki naibi de onlara iltihak etmiş, sadece Şeyzer şehri Humâreveyh'e bağlılığını
sürdürmüştü. Humâreveyh Suriye'deki bu olayları haber aldığı zaman hemen bir
ordu gönderdi ise de bu ordu Dımaşk'a hakim oldu ve kışın yaklaşmasıyla bir netice
alamadı. Öte taraftan el-Muvaffak da oğlu Ahmed'i iki kumandanla birleşmesi için
Suriye'ye göndermişti.
Mısır ordusu
bu müttefik kuvvetler karşısında başarılı olamayarak Remle'ye çekilirken Ahmed,
Ocak-Şubat 885 tarihinde Dımaşk'a giriyordu. Bu olaylar Humâreveyh'in Mısır'dan
bizzat harekete geçmesini gerekli kılmış ve Remle'de beklemeye başlamıştı. Bu sırada
İshak ve Muhammed bir anlaşmazlık sebebiyle Ahmed'den ayrıldılar. Bu durumda ordusu
oldukça zayıflayan Ahmed ile Humâreveyh, Dımaşk-Remle arasında el-Tavvâhin denilen
yerde karşılaştılar (Şubat-Mart 885). Humâreveyh gençliği ve tecrübesizliği
sebebiyle daha başlangıçta savaş meydanını terketti.
Abbasî ordusu bu
durumda Mısır ordugâhını yağmalamaya başladı. Ancak Humareveyh'in çekildiğinden
haberi olmayan Mısır ordusundan Sa'd el-Aysar pusuda bulunan birlikleriyle Ahmed'in
kuvvetlerine saldırdı. Bu kez kaçma sırası Ahmed de idi, geride ağır kayıplar ve
esirler bırakarak savaş meydanını terketti. Humareveyh bundan sonra Suriye, Sugur(uc)
şehirleri ve Musul'a hakim oldu. El-Muvaffak, el-Tavvahîn yenilgisiyle artık Mısır'a
sahib olamayacağını anlamıştı. Bu nedenle Humareveyh ile bir barış yapmak zorunda
kaldı. İki taraf arasındaki barışa göre (886), Humareveyh, Mısır, Suriye ve
Anadolu hudud bölgelerinde otuz yıl süreyle vali olarak tanınıyordu. Buna karşılık
o yılda 300.000 dinar vergi ödeyecekti. Ancak bu miktar daha önce Ahmed b. Tulun tarafından
sadece Mısır için ödenmişti.
Öte taraftan İshak b.
Kundacık ile Muhammed el-Afşin arasındaki iyi münasebetler bozulmuş, bu iki kumandan
birbirlerinin topraklarına göz dikmişlerdi. Muhammed el-Afşin, Humareveyh'e yanaşarak
onunla birleşti. Ancak bu ittifak bir yıl kadar sürmüştü. İshak, Humareveyh ile
anlaşmanın kendisi için daha yararlı olduğunu anlamış ve bunu da gerçekleştirmişti.
Buna mukabil Muhammed el-Afşin Dımaşk'ı zaptetmek için harekete geçti. Humâreveyh
ile Muhammed'in orduları Dımaşk yakınında Senîyet el-U'kab mevkiinde karşılaştı
(Mayıs-Haziran 888).
Savaşı Mısır ordusu
kazandı. Muhammed kaçmayı tercih etti. Humareveyh onun peşinden İshak b. Kundacık'ı
gönderdi. Neticede Muhammed el-Afşin bu iki müttefike karşı koyamayacağını anlamış
ve Bağdad'a el-Muvaffak'ın yanına gitmek zorunda kalmıştı (Temmuz 889).
Daha sonra el-Mu'temid Ekim
892'de öldü ve yerine el-Muvaffak'ın oğlu Ahmed, el-Mu'tezid lakabıyla halife oldu.
Mu'tezid de Humareveyh'in görevinde kalmasını tasdik etti. Böylece Tulunîler ile
Abbasîler arasındaki münasebetlerde dostça gelişmeler görüldü. Nitekim Hümareveyh'in
Katr el-Nadâ namıyla meşhur kızı Esmâ, Halife Mu'tezid ile evlendi. Humâreveyh yaşadığı
süre içinde harcamalarda müsrif davranmış ve bu devletin malî durumunu çok sarsmıştı.
O Suriye'ye yaptığı bir sefer sırasında köleleri tarafından takriben otuz iki yaşında
iken öldürüldü (8 Ocak 896). Onun genç yaşta öldrülmesi öldürülmesi Tulunîler
Devleti ve Mısır için büyük bir talihsizlikti.
|