|
Muhammed bin Tugc
Mısır ve Suriye'de hüküm
süren ikinci Türk hanedanıdır. Kurucusu Muhammed b. Tuğç 882'de Bağdad'da doğdu.
Babası Tulunîlerin hizmetinde görev almış, Şam ve Taberiyye valiliği yapmıştı.
Bu bakımdan Muhammed devlet idaresi içinde yetişmiş hatta bir süre Taberiyye'den
babasına vekâlet etmişti. Muhammed Tulunîlerin yıkılmasından sonra Abbasi Devleti
hizmetinde çalıştı.
Bu sırada bazan Mısır'da
bazan Suriye'de görev yaptı. O devlet kademelerinde yavaş yavaş yükselmiş ve 933 yılında
nüfuzunu bütün Suriye üzerinde yaymıştı, ancak Mısır'a da sahip olmak istiyordu.
Öte taraftan Tulunîlerin yıkılmasından sonra Mısır'da ortaya çıkan meseleler
burada kuvvetli bir hükümete ihtiyaç gösteriyordu. Mısır, şimdi doğuda ve batıda
İslam dünyasının liderliği için çekişen iki devletin ortasında idi. Bağdat'taki
Abbasî hükümeti Mısır'da kuvvetli ve kendine güvenen bir devletin bulunmasını
uygun görüyordu.
Çünkü Mısır'da hüküm sürecek
kuvvetli bir devlet batıdan Fatımîlerin ilerlemesine karşı bir engel olacak ve daha
sonra Suriye'de yeni ortaya çıkan Bedevî hanedanlar üzerinde kontrolü elinde tutacaktı.
Bu ortamdan faydalanmasını bilen Muhammed b. Tugç, Mısır ve Suriye vergi mütesellimi
(müfettişi) el-Fazl b.Cafer el-Furat'tan da kendisine destek buldu. O Suriye'ye ilave
olarak Mısır valisi tayin edildi. Nitekim kuvvetli bir ordu ve donanma sayesinde
Fustat'a girdi (935).
Böylece Ihşidî
Devleti'nin temellerini atarak Mısır'ır karışık durumunu yoluna koydu. Bu arada
Ahmed b. Tulun gibi o da kuvvetli bir maliyeci Ebû Bekir Muhammed el-Madârâî ile uğraşmak
zorunda kaldı. Ancak Muhammed, mukavemetini kırdığı el-Madarâî'yi hizmetine aldı
ve böylece iktisadî meselelerde kendisine kabiliyetli ve etkili bir yardımcı buldu.
Muhammed b. Tuğç'un Abbasî
Devleti'yle münasebetleri dostâne idi. Halife Râzî'den Ihşid ünvanını aldı (939)
ve kurmuş olduğu devlet Ihşidîler adıyla anıldı. Ihşid, prens veya hükümdar
anlamında Farsça bir ünvandır ve Soğd ile Fergana'nın İranlı hükümdarları tarafından
kullanılmıştır.
Muhammed b. Tuğç çok geçmeden
idaresi altındaki eyaletlerden Suriye'yi Abbasî Devleti'nin kudretli emirlerinden
Muhammed b. Raika'ya karşı müdafaa etmek zorunda kaldı. İbn-i Râik süratle
Suriye'yi ele geçirip Remle'yi almıştı (939). Muhammed b. Tuğç'un öncü
kuvvetleriyle yapılan bir çarpışmadan sonra iki taraf anlaştılar. Buna göre Remle
ve havalisi kendisine bırakılmak suretiyle Suriye, Taberiyye'den kuzeye kadar İbn
Raik'e veriliyordu. Ancak ertesi yıl İbn Raik tekrar harekete geçti.
Muhammed b. Tuğç el-Ariş'te onu
bozguna uğrattı ise de (24 Haziran 940), Laccûn'da baskına uğrayarak mağlup oldu (18
Ağustos 940). Neticede ilk seferki şartlarda yeniden barış yapıldı. Ancak Muhammed
ilave olarak İbn Raik'e her yıl 140.000 dinar vermeyi kabul etmişti. İbn Raik'in
942'de Hamdanîler tarafından öldürülmesiyle Muhammed b. Tuğç rahat bir nefes aldı
ve bizzat Suriye seferine çıkarak bu ülkede altı ay kaldı. Bu kez ona Suriye'de
Hamdanîler rakip olmuştu.
Muhammed bundan sonra emîr el-ümeralık
mevkiini elde etmek için çıkan mücadeleye katıldı ve bu maksatla Rakka'da Halife
el-Muttekî ile buluştu (944). Fakat sonra emir el-ümerâ olmak düşüncesinden vazgeçerek
Mısır'a döndü. Çok geçmeden Hamdanîlerden Seyf ed-Devle ile mücadeleye başladı.
Seyf ed-Devle önce Haleb'i (944), sonra da Şam'ı ele geçirdi (945). Muhammed b. Tuğç
Kınnesrîn'de onu yendi fakat kolay yerine getirebilecek barış şartları öne sürdü.
Neticede iki taraf arasında bir
barış yapıldı (Ekim-Kasım 945). Buna göre Seyf ed-Devle Suriye'nin kuzey taraflarını
muhafaza ve ayrıca bir tahsisat elde edebiliyordu. Muhammed b. Tuğç bu barıştan sonra
Şam'a döndü ve orada öldü (24 Haziran 946).
|