Bulgarlar X. yüzyılın
başında öteki Türk kabileleri gibi göçebe idiler. Fakat kısa zamanda yerleşik
hayata geçmişler, ziraate elverişli toprakları değerlendirerek ekmişler ve aynı yüzyılın
ikinci yarısında usta birer çiftçi olduklarını göstermişlerdir. Başlıca ziraî
mahsulleri, akdarı, buğday ve arpa idi. Ayrıca Orta İtil sahası ulaşım bakımından
kuzey bölgelerini, Hazar Denizi-İran-Kafkaslar-Türkistan ve dolayısıyla Orta Asya'ya
bağlayan büyük kervan yolları üzerindeydi.
Bu da İtil Bulgarlarının
şehirler kurarak büyük ölçüde ticaret ile uğraşmalarına imkân sağlamıştı. Bu
şehirler arasınd Kama ve İtil'in birleştiği yerden 100 km. kadar güneyde İtil kıyısında
bulunan başkent "Bulgar" şehri 9-13. yüzyıllarda Doğu Avrupa'nın en önemli
ticaret merkezi idi.
Bulgarların bu
ticaret sırasında ihraç ettikleri mallar şunlardı: Çeşitli kürkler, at ve keçi
derileri, ayakkabı, oklar, kılıçlar, zırh, koyun, sığır, doğanlar, balık tutkalı,
ceviz balmumu, bal ve Slav esirler. Öte taraftan Bulgarların İslam dünyasından ithal
ettikleri başlıca mallar ise; dokuma kumaş, silah, lüks eşyalar ve keramik (çanak-çömlek)
idi.
Nitekim Bulgarların bu geniş ticaretleri neticesinde XI. yüzyılın başlarında bir Nişaburlu
tüccarın Orta İtil kenarındaki Bulgar şehrinde bir iş ortağı olabilirdi.
Şüphesiz böyle
ticarî ilişkilerin olması, Bulgar Hakanı Ebû İshak İbrahim b. Muhammed b. İlteber'i
1024'te Beyhak vadisindeki Sebzevar ve Husrûcird Ulu camilerinin tamiri için önemli bir
miktar para göndermeye teşvik etmişti. Volga'daki Bulgar Türkleri kuyumculukta da
ileri idiler ve onların bu sanattaki ustalıkları İsveç'e kadar bütün batı Slavları
sahasında tesirini göstermiştir.
|