Dukak'ın oğlu
Selçuk babasının ölümünden biraz sonra üstün vasıfları ile dikkati çekmiş ve
Yabgu tarafından genç yaşta "sü-başı" (ordu kumandanı) tayin edilmişti.
Yabgu, gün geçtikçe devleti içinde durumu kuvvetlenen Selçuk'u kıskanmıştı. Selçuk
ise öldürülmekten korkarak kabîlesi, yakın adamları ve sürüleri ile bulundukları
bölgeden ayrılmış, İslam ülkeleriyle Türk ülkelerinin birleştiği bir uç
"sugûr" şehri olan Cend havâlisine gelmişti (Tahmînen 961).
Selçuk'un
Cend'e gelişinin Oğuz Devleti'nin Kıpçaklar tarafından yıkılması ile ilgili
bulunduğu illeri sürüldüğü gibi, bu göçün başlıca sebebinin yer darlığı ve
otluk yetersizliğinden olduğu da kaynaklarda belirtilmiştir. Nitekim Selçuklu göçünden
bahseden kaynaklardan bir kısmı Selçuk'un emri altındaki kütlelerin, kalabalık oluşları
ve yerlerinin kâfi gelmeyişi yüzünden, Mâveraünnehir'e doğru indiklerini tasrih
etmişlerdir. Oğuz devletinin kışlık merkezi, Hazar ile Aral arasındaki, Yeni-kent şehrinden
(bugünkü Cankent harabeleri) ayrılırken Selçuk'un beraberinde, başta Kınık boyu
mensupları olmak üzere, diğer Oğuz kütlelerinin külliyetli miktarda at, deve, koyun
ve sığır getirmiş olmaları bunu teyid eder.
Bu sıralarda İslâm dîni Türk kütleleri arasında süratle yayılmakta idi.
Yeni-kent'den
uzak olmayan ve Mâverâünnehir'den göç etmiş müslümanların oturduğu, Türkler ile
İslâm ülkeleri arasında bir sınır şehri olan Cend'e Selçuk'un gelişi tarihte mühim
bir çağın başlangıcı olmuştur. Birçok kalabalık Türk kitlelerinin İslâmiyete
girdikleri bu devirde, dinî inançlarına yabancı olmadığı ve esasen Kâşgarlı Mahmûd'a
göre, ahalisinin bir kısmı Türk olan bir müslüman bölgesinde yaşamak için zarurî
ve ayrıca, siyasî imkânlar sağlamak bakımından da lüzumlu gördüğü İslâmiyeti
kabûlü düşünen, böylece yeni çevrenin siyasî ve sosyal şartlarını kavramak
suretiyle devlet adamlığı vasfını isbat eden Selçuk, Buhâra ve Harezm gibi civar İslâm
ülkelerinden din adamları istedi ve kendisine bağlı Oğuzlar ile birlikte müslüman
oldu.
Bundan sonra
kaynaklarımızda "Selçuklular" (Salçukiyân, Salâcika) diye anılan ve aynı
zamanda, önce Karluklar, sonra Oğuzlar arasında, islâmiyete girmezden evvel dahi,
siyasî bir tâbir olarak kullanıldığı anlaşılan Türkmen adı ile zikredilen bu Türk
kütlesi, böylece siyasî ve sosyal yönden yeni bir hüviyet kazanmış bulunuyordu. Oğuz
yabgusunun, yıllık vergiyi tahsil etmek üzere Cend'e gelen memurlarını, "kâfirlere
haraç vermeyeceğini" söyleyerek uzaklaştıran Selçuk, İslâmiyet için cihâda
hazır "gazi" sıfatiyle, Oğuz devletine karşı mücadeleye girişiyordu.
Daha sonra da
Yabgu tarafından gönderilen kuvvetlerle çarpıştı. Selçuk bu bölgede kolaylıkla
tutundu ve Yabgu'nun hâkimiyetine son vererek Cend'e müstakil bir beylik kurdu.
Selçuklular Cend'de bulundukları sırada çevrede ikisi Türk (Karahanlılar ve
Gazneliler) ve Sâmânîler olmak üzere üç büyük devlet var idi. Mâverâünnehr'de
üstünlüğü ele geçirmek için Karahanlılar ve Sâmânîler savaş halinde idiler.
Selçuk, Müslüman
olmayan Türkler üzerine yaptığı gazâlar sonucu şöhret kazanmış ve emrindeki Oğuzlar
ile mühim bir kuvvete sâhip olduğunu göstermişti. Onun bu şöhreti Mâverâünnehr'de
üstünlüğü ele geçirmeye çalışan devletlerden biri olan Sâmânîler ile anlaşmasını
sağladı. Sâmânîler, devlet sınırlarının diğer Türk akınlarına ve Karahanlılar'a
karşı korunmasına karşılık Selçuklu Oğuzlarına Buhârâ civarındaki Nûr kasabası
yöresine yerleşme müsaadesi veriyordu (985-86). Bununla beraber Nûr kasabası ve civârındaki
otlaklara gelenler Arslan İsrâil ile birlikte olan Oğuzlar idi. Selçuk'la beraber
olanlar yine Cend civarında kalmışlardı.
Bundan sonra Yabgu unvanı
taşımakta olan Arslan'ın Sâmânî Devleti'ne yardımcı olduğu görülmektedir.
Arslan Yabgu kumandasındaki Oğuzlar ile Sâmâni şehzadesi İsmâil el-Muntasır,
Karahanlılar karşısında başarılı savaşlar yaptılar. Oğuzlar bu savaşlardan
ellerine çok ganîmet geçince İsmâil el-Muntasır'dan ayrılarak yurdlarına döndüler.
Bu ayrılış el-Muntasır'ın Karahanlılar karşısında başarısız kalmasına ve ölümüne
sebep oldu (10059). Onun ölümüyle Sâmânî Devleti'nin yeniden dirilme ümidi de
kayboluyordu. Bunun neticesinde Mâverâünnehr Karahanlılar'ın, Horasan'da
Gazneliler'in hâkimiyeti altına girdi.
|