|
Daha sonra Fâtımîler ve Arslan Besâsîrî'nin
teşvikleri ile saltanatta hak iddiâsı ile İbrâhim Yınal'ın isyânı, Sultan Tuğrul
Bey'i Bağdad'dan ayrılmağa mecbur etmişti. Bu fırsattan yararlanan Besâsîrî tekrar
Bağdad'a girdi (27 Aralık 1058) ve hutbe Mısır Fâtımî hükümdarı el-Mustansır adına
okundu. Abbâsî halîfesi ise Besâsîrî'nin müttefiki Kureyşe teslim olmuştu. Tuğrul
Bey, İbrahîm Yınal karşısında çok zor durumlara düştü.
Nihâyet yeğenleri
Alparslan, Kavurt ve Yâkûtî'nin yardımları ile İbrâhîm Yınal, Türklerde hanedan
azasının kanlarının akıtılmayacağı ananesine uyularak, yayının kirişi ile boğuldu
(1059). Sultan Tuğrul Bey bundan sonra tekrar Bağdad üzerine yürüdü. Besâsîrî şehri
terk etmekten başka çare bulamadı (14 Aralık 1059). Tuğrul Bey Abbâsî halîfesi
Kaim bi-Emrillâh'ı tekrar Bağdad'a getirterek makamına oturttu.
Artık sıra
gerek hilâfet makamının gerekse Selçuklu Devleti'nin başına belâ olan Besâsîrî'ye
gelmişti. Besâsîrî ise, Hille emîri Dubeys'in yanına sığınmıştı. Nihâyet üzerine
gönderilen bir Selçuklu birliğinin hücumu sonunda Besâsîrî ele geçirilerek öldürüldü
(18 Ocak 1060). Bir süre sonra Sultan Tuğrul Bey halîfenin kızı ile evlenmek istedi.
Halîfe Kaim bi-Emrillâh bu isteği önce kabul etmedi ise de, netîcede razı oldu. Nikâh
22 Ağustos 1062'de Tebriz dışında kıyıldı.
Tuğrul Bey daha
sonra eşi ile beraber Rey şehrine döndü ve burada hastalanarak 70 yaşında öldü (4
Eylül 1063). Sultan Tuğrul Bey, Selçuklu Devleti'ni sağlam temeller üzerine oturtmuş
ve devletin sınırlarını Ceyhun'dan Fırat'a kadar genişletmiştir. Ayrıca Türkmenleri
Bizans'ın idaresinde bulunan Anadolu'ya sevkederek burasının bir Türk yurdu hâline
gelmesine yardımcı olmuştur.
|