|
Ani'yi çeviren surlar, bu surları savunan Bizans
birliği çok kuvvetli idi. O güne kadar şehir defalarca saldırıya uğramış fakat
zapt edilememişti. Şehrin üç tarafını Arpaçay çeviriyor, diğer tarafında ise su
dolu bir hendek bulunuyordu. Bölgedeki bütün Ermeniler surlarla ve sularla çevrili bu
şehrin asla zapt edilemeyeceğini düşünerek oraya sığınmışlardı. "Ani'yi
alacak kuvvet hani?" diyorlardı.
Alparslan, su dolu
hendeğin bulunduğu tarafta, ahşap bir kule yapılmasını emretti. Kısa zamanda yapılan
bu kuleye yerleştirilen mancınıkla surları dövmeye başladı. Bazı günler hiç
durmadan dolu gibi küçük taşlar, bazı günler büyük kayalar yağdırıyor, Rum
askerinin yıkılan surları onarmasına fırsat vermiyordu. Nihayet, açılan bir
gedikten Türk askerleri şehre girdiler.
Savunmayı yapan ve
Bizans hizmetinde bulunan iki Gürcü general, Bagrat ve Greguar, iç kaleye girerek
savunmaya devam ettiler. Fakat bir süre sonra, Alparslan'ın gücü karşısında
dayanamayacaklarını anlayarak teslim olacaklarını, vergi vereceklerini bildirdiler.
Ama bu, zaman kazanmak, oyalamak için yapılan bir teklifti. Nitekim, iç kalede
tutunabileceklerini sanarak, Türk askerleri üzerine tekrar ok yağdırmaya başladılar.
Bunun üzerine Alparslan kuşatmayı daralttı, çeşitli savaş taktikleri uygulayarak
direnmeyi iyice zayıflattı. Sonunda açılan gediklerden içeri dalan Türk askerleri
kaleyi zaptettiler.
Sultan Alp Arslan 1065
yılı sonlarında Üst-Yurd ve Mangışlak taraflarına yürüdü. Kuzey doğuya giden
ticaret yollarını vuran Kıpçak ve Türkmenleri itâat altına aldı. Dedesi Selçuk'un
Cend şehrinde bulunan mezârını ziyâret etti. Daha sonra Hârezm'e oradan da Merv şehrine
döndü (Mayıs 1066).
|