Malazgirt savaşından sonra sultan Alp Arslan'ın
buyruğu ile Anadolu içlerine akınlar yapan Türk emîrleri Sultan Melikşâh zamanında
da bu görevlerine devam ettiler. Türk emîrleri Bizans'taki iç karışıklıklardan
sahalarını İzmit'e kadar genişletmişlerdi. Bu sırada Kutalmış-oğulları
Anadolu'nun güneyinde Birecik ve Urfa taraflarında kendilerine yaşama imkânları sağlamağa
çalışıyorlardı. Sultan Melikşâh tarafından Artuk Bey'in Anadolu'dan geri çağırılmış
bulunması, soylarının yüceliği bakımından onlara her halde Anadolu'da bulunan Türkmen
grupları üzerinde mutlak bir hâkimiyet kurmak ümidini vermişti. Nitekim bu ümitleri boşa çıkmadı,
onlar Anadolu'da Bizans hududları civarında kendilerine çok uygun bir faâliyet sahâsı
buldular. Gâyeleri de amcazâdeleri gibi bir devlet kurmaktı. Sultan Melikşâh ise,
Suriye'de olduğu gibi Anadolu'daki bu yeni gelişmeyi de zamanında idâresi altına
almak için harekete geçmiş ve buraya Emîr Porsuk'u göndermişti.
Bu emîr yapılan savaşta Kutalmış-oğlu Mahsûr'u öldürmüş, fakat başkaca bir
netice elde edemeyerek geri dönmüştü. Ağabeysinin ortadan kalmasından sonra Kutalmış
oğlu Süleymânşâh'ın durumunun kuvvetlendiği anlaşılıyor.
Nitekim Süleymânşâh,
Bizans'taki taht mücâdelelerinden istifâde ederek İznik ve terâfındaki kaleleri ele
geçirmiş, bu suretle Türkiye Selçuklu Sultanlığı'nın temellerini atmıştı
(1075-1080). Süleymânşâh batıda olduğu kadar doğuda da fetihler yapıyor ve daha
sonra Ermeni Philaretos'un elinde bulunan Antakya'yı ele geçiriyordu (1084-85). Onun
Marmara sâhillerinden Antakya'ya kadar hâkimiyet sahâsını genişletmesi, pek yakın
bir gelecekte Büyük Selçuklular ile çatışmasını mukadder kılıyordu. Nitekim
Haleb'i muhasara etmesi üzerine, Melik Tutuş beraberinde Artuk Bey olduğu halde
harekete geçti. Haleb civarında yapılan savaşta mağlûp olan ve savaşı kaybeden Süleymânşâh
olmuştu (4 Haziran 1086).
|