Sayfayı Yazdır

Sultan Mes'ûd

 

        Mes'ûd Sultan Tuğrul'un ölüm haberini aldığı zaman, sür'atle hareket ederek Hemedân'a gitmiş ve Irak Selçuklu tahtına oturmuştu (1134). Onun ilk işi yeğeni Dâvud'un isyanını önlemek olmuş, bu maksadla onu kızı ile evlendirip, veliaht tayin etmişti.
      Diğer taraftan Abbâsî Halîfesi Müsterşid yeniden siyâsî otoriteye kavuşmak maksadıyla bazı Türk emîrleri ile birleşerek Selçuklu sultanına karşı bir savaşa hazırlandı. Bu sırada Dâvud da Azerbaycan'da Halîfe ile birleşmek üzere hazırlık yapıyordu. Halîfe, Dâvud'u beklemeden Mes'ûd'a karşı harekete geçti. İki taraf arasında savaş, Hemedân civarında Day-Merg'de oldu (1135). Ancak bu bir savaştan çok ufak çapta bir çatışma gönümünde idi. Halîfe, ordusunda bulunan Türk askerlerinin Sultan Mes'ûd'un tarafına geçmesiyle savaşı kaybetmiş ve esir düşmüştü.

       Sultan Mes'ûd hürmetle muamele ettiği halîfeyi yanına alarak, yeğeni Dâvud'a karşı yürüdü. Bu yürüyüş sırasında, halîfe Merâğa'ya yakın bir ordugâhda Bâtınîler tarafından öldürüldü. Yeni halîfe Reşîd de Sultan Mes'ûd'a karşı düşmanca bir tavır takındı. Daha sonra Şehzâde Dâvud, İmâd ed-Dîn Zengî ve bazı büyük emîrler Bağdad'a gelerek, Sultan Mes'ûd aleyhinde bir ittifak meydana getirdiler. Bu ittifak sonucu, Bağdad'da Dâvud adına hutbe okundu. Sultan Mes'ûd, bu hareket üzerine Bağdad'ı kuşatmak gereğini duymuş, halîfe de Zengî ile beraber Musul'a gitmek zorunda kalmıştı. Sultan Mes'ûd ise Bağdad'a girdi. Râşid halîfelikten azledildi ve Muktefî Billâh hilâfet makamına getirildi (1136).

        Diğer taraftan Mes'ûd'un kumandanı Kara Sungur idaresindeki bir ordu da Merâğa'da Dâvud'u mağlûp etmeğe muvaffak olmuştu. Melik Selçuk-şâh da Irak'ı ele geçirmek sevdasında idi. Ancak onun da Huzistân'da durumu sağlam değildi ve Dâvud bu bölgeyi ele geçirmeğe çalışıyordu. Kardeşi Selçuk-şâh, Sultan Mes'ûd'dan yardım istedi (1135). Ertesi yıl Selçukşâh Vâsıt ve Hille taraflarında göründü. Bu sefer Sultan Mes'ûd'un Irak'daki nâibi karşısında başarısız kaldı. Selçukşâh bu durumda çaresiz ağabeyi Sultan Mes'ûd'un yanına gitti. Mes'ûd ona iyi davranarak; Ahlat, Malazgirt ve Erzen bölgesini verdi (1107-8). Yine Mes'ûd ile mücadele etmek için taraftar ve çareler arayan sabık halîfe Râşid, ayni yıl içinde, Isfahan'da öldürüldü.

         Mes'ûd'un sultanlığını tanımayanlardan birisi de Fârs hâkimi Mengübars idi. O, 1137 sonları isyan etti. İki taraf Gurşenbih denilen mevkiide karşılaştılar. Atabeg Mengübars bu savaşta mağlûp olarak esir düştü ve Sultan Mes'ûd tarafından derhal öldürüldü. Mengübars'ın en büyük yardımcısı Emîr-aba daha sonra dağılan kuvvetleri topladı ve ânî bir hücumla Mengübars'ın mallarını yağmaya dalmış olan Mes'ûd'un ordusunu mağlûp etti. Sultan Mes'ûd, yanında Kara Sungur olduğu hâlde, büyük bir güçlükle kaçtı ve Azerbaycan'a çekildi. Boz-aba, Sultan Mes'ûd'un emîrlerinden bazılarını esir alarak öldürttü (Nisan-Mayıs 1138).

         Daha sonra da sür'atle Fârs'a dönerek bu ülkeye hâkim oldu.Saltanatının ortalarına doğru Sultan Mes'ûd artık iyice Türk emîrlerinin tahakkümü altına girmişti. Bu emîrlerden biri olan Errân ve Azerbaycan hâkimi Atabeg Kara Sungur 1140-1 yılında Erdebil'de öldü. Vasiyeti üzerine Sultan Mes'ûd, onun yerine Cavlı Cândâr'ı tayin etti. Mes'ûd, devleti içindeki mütemâdî isyanların baş kaynağı kabul ettiği Zengî'ye karşı bir sefer hazırlıklarına girişti (1143). Zengî 100 bin dinar gibi büyük bir para ödemeği kabul ederek sultan ile anlaşma yoluna gitti. Diğer taraftan Şehzâde Dâvud da Tebrîz'de Bâtınîler tarafından öldürülmüştü (1143). Bir süre sonra Fârs hâkimi Boz-aba ile Rey valisi Abbâs arasında samîmî bir dostluğun kurulduğunu görüyoruz.

         Neticede Boz-aba ve Abbâs, Mes'ûd'u tahttan indirmek için harekete geçtiler. Bunlar görünüşte Sultan Mes'ûd'a itâat arz etmek üzere geldiklerini bildirdiler. Sultan Mes'ûd onların ne maksadla geldiklerini anlamıştı, fakat yanında, karşı koyacak kadar kuvveti yoktu. Sultan Mes'ûd için Bağdad'a gitmekten başka çare kalmamıştı. Kışı da aynı şehirde geçirdi (1145-6). Sultan Mes'ud ile Boz-aba arasındaki son savaş Hemedân'dan bir konak mesafedeki Kara-tegin çayırında oldu. Bu savaş sonunda Boz-aba esir düşmüş ve öldürülmüştür (1147).

         Sultan Mes'ûd, devleti içindeki hemen hemen bütün gâileleri ortadan kaldırdıktan sonra çok yaşamamış ve hastalanarak Hemedân'da ölmüştür (1152).

 

Geri

Copyright  © 2001