Anadolu'nun
Türkler tarafından fethi sırasında Doğu Anadolu'da bulunan Ermeniler batıya
çekilerek Kilikya ve Urfa taraflarında yeni yeni siyâsî teşekküller kurmaya
başlamışlardı. Bunlardan birisi de Antakya'ya hâkim olan Ermeni Philaretos idi. Ancak
Philateros, hiç bir kimse tarafından sevilmemiş, kendi yurttaşlarının ağır
suçlamalarına ve oğlunun bile hiyanetine hedef olmuştu.
Nitekim oğlu Barsam,
hapisten kaçarak İznik'e gitti ve Süleymanşah'ı Antakya'nın fethine teşvik etti.
Süleymanşah yeter miktarda kuvvetle, kimseye sezdirmemek için yalnız geceleri
ilerleyerek 12 günde Antakya'ya geldi ve tespit edilen noktalardan şehre girerek,
halkının da desteği ile kolaylıkla şehri ele geçirdi (1084 Aralık).
Süleymanşah'ın
el-Cezîre ve Suriye'nin kilit noktası durumundaki Antakya müstahkem şehrini zabtetmesi
Suriye meliki Tutuş ile aralarının açılmasına sebep oldu ve Süleymanşah'ın Nisan
1086 tarihinde Haleb'i kuşatması iki Selçuklu şehzâdesini savaşa götürdü. Ayn-ı
Seylem mevkiinde yapılan savaşda ordusu dağılan Süleymanşah mağlûp oldu ve
hayatını kaybetti (4 Haziran 1086). Sultan Melikşâh'a bağlı olan Süleymanşah, on
yıl gibi kısa zamanda Anadolu'nun büyük bir kısmını fethetmiş ve burada yeni bir
Türk devletinin temellerinin atmıştı.
Yaptığı fetihler
İslâm aleminde büyük bir sevinç yaratmış, Abbâsî halîfesi ona sancak ve hil'at
göndermiş ve "Nâsır'üd-Devle Ebu'l-Fevâris" lâkabını vermişti.
Süleymanşah, Müslüman olmayan ülkelerde fetih yaptığından dolayı Gazî unvanını
da almıştı.
|