Anadolu'nun ve arkasından
da Filistin ve bilhassa Kudüs'ün Selçuklular tarafından fethi, Bizans imparatorlarının
papalar nezdindeki teşebbüsleri, yavaş yavaş Avrupa'da Müslümanlara karşı bir
hareketin başlamasına sebep oldu. Bilhassa Aleksios Komnenos'un 1091 yılında Papa II.
Urbain'e müracaat ederek yardım istemesi ve onun da çalışmaları neticesinde o zamana
kadar tarihin en büyük askerî harekâtı olan Haçlı Seferleri başlamıştır.
1095 yılında Papa II.
Urbanus, Kudüs'ü kurtarılması için bir konferans düzenlemiş, bütün Hıristiyanlara
savaş için çağrı yapmış ve gerçekten onları etkilemişti. Haçlı ordusunun ilk
toplanma yeri Fransa oldu. Sonra bu ordu Almanya'da toplananlarla birleşti. Macaristan'da
ve Balkanlar'da toplananlar da yolda onlara katıldı.
Bunların manevi
liderleri aynı zamanda rehberleri iki keşiş idi. Bizans kapılarına dayandıkları
zaman onların bir çoğu çapulcu alayından başka bir şey olmadığını gören
imparator, kurtarıcı olmaktan ziyade batırıcı, yağmalayıcı olacaklarını
anlayarak korktu. Hiç bekletmeden, Boğazdan Anadolu yakasına geçmelerini sağladı.
Pierre L'ermit idaresindeki çapulcu Haçlı grubu İzmit yakınlarında Kılıç Arslan'ın
kardeşi Davud tarafından imha edildiler. Fakat kısa bir süre sonra kontların, düklerin
ve şövalyelerin idaresindeki muntazam Haçlı birlikleri gelince Türkler geri çekilmek
zorunda kaldılar.
Haçlılar Anadolu Selçuklu
devletinin merkezi İznik'i muhasara ettiler. Muhasara devam ederken Kılıç Arslan yetişti,
ancak sayı ve techizat bakımından çok üstün olan Haçlı kuvvetleri karşısında, düşmana
ağır kayıplar verdirmesine rağmen muhasarayı kıramadı. Muhasaranın uzamasının
daha büyük kayıplara mal olacağını farkeden Türkler, Bizans imparatoru ile anlaşarak
şehri ona teslim ettiler (Haziran 1097). Kılıç Arslan da savaş taktiğini değiştirerek
Eskişehir'e doğru çekilmeğe karar verdi.
Haçlılar'ın
ilerleyişi karşısında Dânişmend Gazi ve Kayseri hâkimi Emir Hasan ile ittifak
yaparak onların kuvvetleriyle birlikte Eskişehir ovasına çıkan vadiyi tuttu. Eskişehir
ovasında Temmuz ayında cereyan eden bu tarihî meydan savaşında her iki taraf da
kahramanca döğüştü. Fakat düşmanın büyük üstünlüğü ve özellikle Türk
silahlarının zırhlı Haçlı şövalyelere tesirsizliği karşısında Kılıç Arslan
daha fazla kayıp vermemek için savaş sahasını terk etti. Bundan böyle Haçlılarla
meydan savaşı yerine, onların geçeceği bölgelerde su kuyularını kapatarak,
ekinleri tahrip ederek ve meskun yerleri boşaltarak yıpratma taktiğine başvurdu.
Haçlılar Orta
Anadolu'yu geçerken çok zayiat verdiler. Kılıç Arslan, Dânişmend Gazi ve Emir Hasan
ile birlikte Ereğli'de yeniden Haçlıların karşısına çıktı, fakat yine başarılı
olamadı. Haçlıların İznik'i zabtetmesi üzerine Konya'yı kendisine merkez yapan Kılıç
Arslan, bu sırada harekete geçen Bizans imparatoru Aleksios'a karşı gerekli kuvvetleri
gönderememiş ve Eskişehir-Antalya hattına kadar olan topraklar Bizans'ın eline geçmişti.
I. Haçlı Seferinde
elde ettikleri bu başarı ile Avrupalılar bazı Türk-İslam ülkelerinde küçük Frank
devletlerinin kurulmasını sağladılar: Urfa Kontluğu (1098-1114), Antakya Prensliği
(1098-1268), Trablus Kontluğu (1109-1289) ve Kudüs Krallığı (1110-1268) gibi.
Bununla beraber Antakya Kontu Bohemond'un Dânişmendliler tarafından esir edilmesini müteakip
Kılıç Arslan 1101 yılında harekete geçen Haçlı birliklerini birbiri arkasından
Amasya yakınlarında ve Ereğli'de imha etti (1102).
|