Sultan II. Kılıç
Arslan'ın bu başarıları Bizans imparatorunun gözden kaçmıyordu. Aynı zamanda
İstanbul'da yapılan anlaşmanın hilafına Türkmen akıncıları Bizans'a karşı
akınlara yeniden başlamışlardı. Bu gelişmeler Türkiye Selçuklu sultanlığı ile
Bizans imparatorluğunu yeniden karşı karşıya getirdi. İmparator Manuel Komnenos,
aleyhindeki bu gelişmeleri kökünden halletmek için Türkiye Selçuklu devletini
yıkmak kararı ile büyük bir ordunun başında olduğu halde yürüyüşe geçti.
Yapılan sulh tekliflerini kesinlikle reddederek Denizli istikametinde ilerledi. Onun
asıl hedefi Konya'yı zabtetmekti.
Türkmenler, bir taraftan
çete harbine devam ederek Bizans ordusunu hırpalarken, diğer taraftan da onları
Denizli'den sonra Eğridir gölünün kuzeyinde Kumdanlı'da dar ve sarp Myriokephalon
vadisine sokmağa muvaffak oldular. Zaten sultanın istediği de yıpranmış
düşmanını bu vadide karşılamaktı. Bizans kuvvetleri vadiye girdikten sonra
yamaçlarda pusu kurmuş olan Türkler Bizans ordusunu ok yağmuruna tuttular. Vadinin
giriş ve çıkışı da Türkler tarafından tutulmuştu. Eylül 1176 tarihinde meydana
gelen savaşta Manuel ağır bir hezinete uğradı. İmparator Batı Anadolu'daki
istihkâmları tamamen ortadan kaldırmak ve ağır bir tazminat ödemek şartıyla
İstanbul'a dönebildi.
O zamana kadar
hristiyan dünyasında bir nevi "Türklerin işgali altındaki memleket" olarak
telâkki edilen Anadolu'nun bu zaferle kesin olarak Türk yurdu olduğu ortaya konmuştur.
Diğer taraftan Birinci Haçlı Seferi'nden beri hücumda olan Bizans imparatorluğu bu
tarihden itibaren savunmaya çekilmek zorunda kalmıştır. 1071 Malazgirt zaferi
Türklere Anadolu'nun kapılarını açmış ve 1176 Myriokephalon zaferi de burasının
artık Türklerden geri alınamayacağını ortaya
koymuştur.
Bizans
gailesini ortadan kaldıran Kılıç Arslan, yıllardan beri kendisini meşgul eden
Danişmendliler üzerine yürüdü ve Malatya'yı alarak bu devlete son verdi. Ancak bu
sefer de karşısına Eyyûbî hükümdarı Selâhaddîn Eyyûbî çıktı. Aradaki
küçük beyliklerin tahriki bu iki kuvvetli hükümdarı karşı karşıya getirdi.
Sultan Kılıç Arslan'ın mutedil tutumu sâyesinde anlaşma sağlandı. Diğer taraftan
Türkler, Kilikya Ermeni krallığının elinde bulunan bazı şehir ve kaleleri alarak
Silifke'ye kadar hudutlarını genişlettiler. Bizans imparatorunun antlaşma gereğince
istihkâmları yıktırmaması batıdaki fetihlerin yeniden başlamasına imkân verdi.
1182 yılında geniş bir fetih hareketi ile Uluborlu, Kütahya ve Eskişehir zabtedilerek
hudut Denizli'ye kadar genişletildi. Antalya uzun müddet kuşatıldı ise de
alınamadı.
Sultan II.
Kılıç Arslan uzun ve şerefli bir mücadele hayatından sonra ihtiyarlamış, yorulmuş
ve artık seferlere çıkamaz olmuştu. Bu sebeple ülkesini 11 oğlu arasında taksim
etti. Kendisi Konya'da oturuyor ve metbû hükümdar mevkiinde onlara nezaret ediyordu. 11
şehzâde sözde babalarına bağlı olup, iç ve dış işlerinde tamamen müstakil
hareket ediyordu. Sultan ülkesini oğulları arasında taksim etmekle son günlerini
huzur içinde geçireceğini umuyordu, fakat çok geçmeden oğulları arasında taht
kavgaları başladı (1185).
|