Gıyaseddin
Keyhüsrev'den boşalan Selçuklu tahtına devlet erkanının, onun büyük oğlu İzzeddin
Keykâvus'u geçirmesi üzerine kardeşi Alâeddin Keykubâd isyan etti. Erzurum meliki Tuğrul-şâh
ve Ermeni kralı ile ittifak yapan Keykubâd, Kayseri'de Keykâvus'u kuşattı; fakat bir
müddet sonra Ermeni kralı ile Tuğrul-şâh'ın muhasarayı terk etmeleri sebebiyle
kendisi de tek başına mücadele edemeyeceğini anlayarak Ankara'ya çekildi.
Kayseri'deki tehlikeli durumu atlatan Keykâvus Konya'ya gelerek resmî merasimle tahta geçti.
Bununla beraber Ankara'da bulunan kardeşi kendisi için hala tehlikeli idi. Ertesi yıl
Ankara'yı uzun bir muhasaradan sonra Alâeddin Keykubâd teslim oldu ve Malatya civarında
Minşar kalesinde hapsedildi.
İznik
imparatoru Thedoros Laskaris bir elçi heyeti göndererek onun cülûsunu tebrik ediyor,
Alaşehir savaşı ve babasının şehadeti dolayısıyla iki devlet arasında bozulan münasebetlerin
düzeltilmesini istiyordu. İzzeddin Keykâvus, Laskaris'in bu teklifini kabûl ederek
onunla anlaşma yaptı.
Selçuklu
sultanı bundan sonra gelişen ticari faaliyetlere paralel olarak babası tarafından
takip edilmekte olan siyaseti devam ettirdi. Bu cümleden olarak Kıbrıs kralı Huğues
ile ticaret anlaşmasını yenileyerek ada ile Türkiye arasındaki ticarî münasebetlerin
gelişmesini sağladı. Akdeniz ticaretini kısmen emniyete aldıktan sonra kuzey
ticaretini de emniyete almak gayesiyle Trabzon ve İznik imparatorlukları arasında mücadele
sahası olan Sinop üzerine yürüyerek Aralık 1214 tarihinde şehri fethetti ve buraya
başta tüccar sınıfı olmak üzere Türk nüfus yerleştirdi.
Sultan İzzeddin
Keykâvus'un Sinop'un fethiyle meşgul bulunduğu sıralarda Antalya hristiyanları, Kıbrıs'tan
da aldıkları destekle isyan ederek şehri ele geçirmişlerdi. Sultan süratle
Antalya'ya gelerek bir aylık bir kuşatmadan sonra şehri tekrar itaat altına aldı (23
Ocak 1216). Antalya'dan Konya'ya dönen sultan, kardeşi ile iktidar mücadelesinde
kendisine cephe almış olan ve bu mücadeleden faydalanarak Karaman, Ereğli ve Ulukışla'yı
işgal etmiş bulunan Kilikya Ermeni kralı II. Leon'a karşı sefere çıktı. Bu üç şehri
geri aldıktan sonra yürüyüşüne devam ederek Ermeni devletinin hudut kasabası olan
Keban'da Ermeni ordusuyla karşılaştı ve onları ağır bir mağlûbiyete uğrattı
(1216).
Sultan,
son askerî hakerâtını Eyyûbîlere karşı yapmış fakat Haleb yakınlarında öncü
kuvvetlerinin mağlûbiyeti üzerine Elbistan'a çekilmişti (1218). İzzeddin Keykâvus
Eyyûbîler karşısında uğradığı bu mağlûbiyetin intikamını almak gayesiyle 1220
yılında Konya'dan Malatya'ya geldi. Burada hastalandı ve daha 30-35 yaşlarında iken
Virânşehir'de vefat etti.
Türkiye
Selçuklu sultanlarının büyüklerinden birisi olan İzzeddin Keykâvus, sarsılmaz bir
iradeye, tükenmez bir kudrete ve sağlam bir siyâsî görüşe sahipti. Komşu devletler
arasındaki anlaşmazlıklardan faydalanarak memleketinin hudutlarını genişletmiş ve
devletinin nüfuzunu artırmış idi. Siyâsî ve askerî başarılarının yanında ülkesinin
iktisadî bakımdan da kalkınmasına büyük gayret sarfetmiş ve bunda da başarılı
olmuştur. Nitekim buna bağlı olarak memleketin her tarafında imar faaliyetleri sürdürülüyordu.
Âlim ve sanatkârları himâye ve teşvik ederek ülkesinin fikrî bakımdan da kalkınmasına
büyük hizmetleri geçmiştir.
|