İzzeddin Keykâvus'tan
sonra Selçuklu tahtına daha önce giriştiği iktidar mücadelesinde başarısızlığa
uğrayan ve hattâ bir müddet hapiste kalmış olan Alâeddin Keykubâd geçti. Kendisine
Abbâsî halîfesi tarafından "saltanat menşuru" gönderilen Keykubâd, Mısır
Eyyûbîlerine karşı el-Melik ül-Eşref ile bir anlaşma yaptı.
Bunu müteakip
Kalonoros (bugünkü Alanya) kalesini karadan ve denizden muhasara ederek zabtetti (1223).
Bir kaç yıl içinde şehir ve kalenin yeniden ve muhteşem bir şekilde inşasının
tamamlanmasından (1226) sonra sultanın ismine nisbetle burası Alâ'îye adını aldı.
İlk Selçuklu tersanesi Alâeddin Keykubâd tarafından burada kuruldu. Alâ'îye, Keykubâd
ve haleflerinin kışlık merkezi haline getirildi.
Sultan Alâeddin
Keykubâd, kendisini muhalif bir tavır takınmış olan ümeradan bazılarını bertaraf
ettikten sonra Sinop'ta inşa edilen bir donanmayı Kastamonu beyi Emir Çoban kumandasında
Kırım'daki mühim ticaret limanı Suğdak üzerine gönderdi. Selçuklu Devleti'nin
kuvvetlerinin önemini göstermek bakımından dikkate şayan olan bu deniz aşırı sefer
neticesinde Türk ordusu yalnız Suğdak'ı fethetmekle kalmadı, içerilere kadar nüfuz
ederek bir takım Kıpçak beyleri ve Rus knezlerini de itaat altına aldı. Burada bir
cami yapılıp, kadı, hatip ve müezzinler tayin edildikten ve bir miktar kuvvet bırakıldıktan
sonra geri dönüldü (1225 veya 1227).
Suğdak
seferinden muhtemelen bir yıl sonra Kilikya Ermeni krallığı üzerine kuvvetler
sevketti. Selçuklu kuvvetleri batı ve kuzeyden ilerleyerek Silifke'ye kadar sahili
fethettiler. Kral Hetum, sultana asker vermek, ödediği haracı iki katına çıkarmak ve
paralarını Selçuklu sultanı adına bastırmak şartlarıyla Alâeddin Keykubâd ile
anlaşma yapmağa mecbur oldu. Ermenilerden zabtedilen yerlere Türkmenler iskân edildi.
|