
a. Toprak: Selçuklular'da
mülkiyeti devlete âit olan mîrî toprakları dört bölümde değerlendirmek gerekiyor:
1) Has arâzi:
Selçuklular'da vergileri hükümdara tahsis edilen arâzidir. Selçuklu sultanları; hâs
arâziyle birlikte, husûsi mülkiyet halinde olmıyan arâzilere de istediği gibi sahib
çıkabilirdi. Söz gelişi bundan iktâda bulunurdu. Ancak hâs arâziyi özellikle
kendisi için muhafaza eder ve akrabasına ihsanda bulunurdu.
2) İktâ' sistemi:
Bu sistem, belirli yerlere âit devlet gelirlerinin, hizmet ve maaşlarına karşılık
olarak kumandan, asker ve sivil ileri gelenlere terk ve tahsis edilmesi idi. Emîrler ve
devlet adamlarına aît iktâlar görevde bulundukları sürede geçerli olup bunlardan
her hangi birisi görevden azledilirse iktâı da elinden alınırdı. Hükümdar
değiştiği zaman, bütün iktâların berâtları da değişirdi. İktâ sâhibleri
muayyen olarak kendisine tahsis edilen gelirden fazlasını alamazdı.
3)
Mülk(husûsî) arâzi: Bu tip arâzi sâhibi, mülkü üzerinde tam bir tasarruf
hakkına sâhibdi. Bu toprak elinden alınamazdı, araziyi isterse çocuklarına mirâs
bırakır, isterse satar, hibe eder veya vakf ederdi.
4)
Vakıf arâzi: Mirî veya mülk arazî gelirlerinin ilmî veya sosyal
müesseselerin masraflarına karşılık olarak tahsis edilen arâzidir. Bu vakıf
arâzinin gelirleri vakfın şartlarına göre, câmilerin, medreselerin, hastahanelerin
ve bu gibi halka yararlı gâyeler için kurulmuş olan binaların devamlılığını
sağlamak ve buralarda çalışanların ihtiyaçlarını karşılamak üzere
kullanılırdı.
|