Selçuklular'ın
hâkim oldukları ülke ve bölgelerde siyasî birliği sağlamaları iktisadî durumun ve
ticaretin hızla gelişmesine yardımcı oldu. İmparatorluk ticaret yollarının dâimî
kontrol ve emniyet altında tutulması ticaret kervanlarının Hindistan ile Suriye
sahillerine, batı Avrupa ile Türkistan ve Hârezm arasında güvenle sefer yapmalarına
imkân veriyordu.
Selçuklular yine
hâkim oldukları bölgelerde sulama kanal ve tesislerine verilen önem sayesinde zirâî
üretim arttırılmıştı. Nitekim bu sayede Merv ovalarında pamuk ziraati çok
gelişmişti. Ticaretin ve ziraatin gelişmesi yanında her şehirde de kendine mahsus
sanayi ve imâlat ilerlemişti. Bu sayede şehirler zenginleşmiş ve imâr olmuştu.
Diğer taraftan
Selçuklular'ın idaresi altında Kirmân bölgesi, taht mücadeleleri ve Oğuzlar buraya
gelene kadar, refah içinde idi. Selçuklular'dan Melik Kavurd Kirmân'a hâkim olur olmaz
ilk tedbirleri almıştı.
Kavurd çölden geçen
Sistân yolu üzerinde yolcuların kaybolmaması için işaret kuleleri koydurmuş,
önemli noktalara derbendler, kervansaraylar, havuzlar ve hamamlar inşâ ettirmişti.
Kavurd o zamanki dünya ticâretinin İran'dan geçen yollar üzerindeki önemli uğrak
noktalarından biri olan Tiz limanını da tamir ettirmişti. Böylece onun özellikle
Kirmân'dan geçerek Sistan, Hindistan ve Basra körfezine giden transit ticâretini
teşvik ve himâye ettiği anlaşılıyor. Melik Kavurd fiatları sâbit tutmak husûsunda
ve üretimi artırıcı tedbirleri ile de dikkati çekmekteydi. O bastırdığı paranın
ayarını muhafaza için de aşırı dikkat göstermiş, hükümdarlığı süresince
parası hiç bir zaman değerinden kaybetmemiştir. Selçuklular devrinde Kirmân'daki
şehirlerin büyüdükleri ve surlar dışına taşarak büyük ticaret ve yerleşme
merkezlerinin oluştuğunu görüyoruz.
Şehirlerde
görülen bu gelişme ilk defa Melik I. Turan-şâh devrinde başladı. Melik I.
Arslan-şâh devrinde(1101-1142) Kirmân en yüksek refâh noktasına erişti. Berdesîr
şehri bu devrede gelişiyor, doğudan ve batıdan gelen tüccârın ikâmetgâhı
oluyordu. Ayrıca bu tüccâr için kervansaraylar yapılmış ve pazarlar kurulmuştu.
Kirmân'da gelişme görülen öteki şehir Cîruft idi. Özellikle Kemâdîn (Kumâdîn);
Anadolu ve Hindistan'dan gelen yabancıların ve tüccarın ikâmetgâhı ve bir çok
ülkeden değerli malların depolandığı ve alışveriş yapıldığı büyük ticaret
merkezi olmuştu. Diğer taraftan Bem de zengin ve büyük bir ticarî şehirdi. Burada
büyük ölçüde pamuklu kumaş, şal, sarık ve türban için ince kumaş imâl ve civar
ülkelere ihraç edilirdi. Ayrıca Selçuklular ticaret yollarını Kirmân üzerinden
geçirerek bu bölgelerin zenginleşmesini sağlamışlardı.
Anadolu
Selçukluları'nın birlik ve düzeni sağlamasından sonra, müslümân ve hıristiyan
toplumlar arasındaki dünya ticaret yollarının geçiş noktası üzerinde yer almış,
ülke iktisâdî ve kültürel bakımdan zenginleşmişti. Selçuklu sultanları'nın XII.
yüzyıl başlarında Antalya ve Sinop'u alması, Latinler ile ticaret anlaşmaları ve
düşük gümrük tarifesi uygulamaları dış ticareti teşvik gâyesi güdüyordu.
Ayrıca çeşitli nedenlerle zarara uğrayan tüccârların bu zararlarını karşılamak
için bir çeşit "devlet sigortası" uygulanıyordu.
Selçuklular
milletlerarası önemli ticaret yolları üzerinde kervanların güvenliğini sağlamak
için büyük bir özen göstermişler, zengin ticaret kervanlarına muhafızlar tayin
etmişlerdi. Konaklama yerlerinde kervansaraylar inşâ edilmiş, burada konaklayan
herkese, ister müslümân ister hıristiyan olsun aynı yemek verilmiş ve eşit muamele
yapılmıştır.
Selçuklu Türkiyesi'nde iktisadî durum yaşama şekline uygun olarak gelişmişti.
Göçebe yaşayanların hayvancılık ile uğraşmaları sebebiyle bu devrede Türkiye'den
Bizans ve Trabzon Rum Devleti'nin yanısıra özellikle Arap ülkelerine bol miktarda
hayvan ve hayvanî mahsuller ihraç ediliyordu. Yün, tiftik ve ipekten çeşitli
kumaşlar yapılıyordu. İhraç malları arasında ham ve mamûl deri maddeleri de yer
alıyordu. Ziraî mahsullere gelince, şehir hayatının kenar bölgelerinde meyvacılık
ve bağcılık önemli bir yer tutuyordu.
Anadolu'ya
çeşitli zamanlarda gelen seyyâhlar; bahçeler, sulama sistemleri ve çeşitli
bölgelerde yetişen üzüm, kavun, karpuz, kayısı, şeftali, bâdem, erik, armut, limon
ve portakal gibi meyvalardan söz etmişlerdi.
Selçuklular
devrinde Andolu, maden bakımından zengindi. Anadolu'dan çıkarılan şap, dokuma
sanayiinde boya maddesi olarak kullanılmak üzere, Batı Avrupa'ya ihraç ediliyor ve
İtalyanlar'ın tekelinde bulunuyordu. Ayrıca demir, bakır ve gümüş madenleri de
işletiliyordu.
Anadolu'nun
güneyindeki dağlardan elde edilen kereste Antalya ve Makri körfezinden Mısır'a ihraç
edilmekteydi. Kastamonu'dan sağlanan kereste ise Sinop tersanesinde kullanılmaktaydı.
Türkmenler'in dokudukları nefis halı ve kilimler ile Ankara'nın sof kumaşları
dünyaca tanınmış olup, Avrupa ve İslâm ülkelerine gönderiliyordu.
|