Sayfayı Yazdır

   Dinî Hayat   


        Dinî Siyaset

      Türkler devlet kurdukları zaman Orta-Doğu'daki kültür çevresinin en mühim unsuru şüphesiz din idi. İslamın yerine getirilmesi gerekli vecibeleri arasında başlıcası da bu dini yaymaktı. Esasen "cihâd" anlayışı Türkler'in fütûhat felsefesine uygun düşüyor, fâtih ruhlarını okşuyordu. Bu sebeble, Kara Hanlılar yalnız Maverâünnehr'in eski kültür merkezleri Buhara ve Semerkand'da değil, daha doğuda Balasagun ve Kâşgar'da da islamiyeti yaygınlaştıran kuruluşlar meydana getirdikleri gibi bu uğurda mücadelelere de giriyorlardı. 11. yüzyıl ortasında Balasagun dolaylarında 10 bin hanelik Türk kütlesi İslâmiyeti kabûl etmiş, 1075 yıllarına doğru İli ve Yamar ırmakları arasında yaşayan Basmıl, Yabaku boyları ile çarpışılmıştı.

      İç Asya'nın dağlık bölgelerinden Kara-Hanlı ülkesine gelen kalabalık Türkler'e de, islâmlaşmaları için Hanlık arazisinde yer verilmişti. Kara-Hanlı idarecileri bu bakımdan daha ziyade Uygurlar'ı hedef almakta idiler, zira Mani ve Buda dinlerindeki bu Türk kavmini, ihtida ettirilmesi gerekli "zındık"lar olarak görüyorlardı.

      Gazneliler'de devlet-halk birliğini sağlayan henen biricik unsur islâmiyet olduğu için müslümanlık tarafı ağır basan bu Türk devletince Efganlar ve Gurlular'la yapılan çetin savaşların gayesi onları islâmiyete kazandırmaktı, ayrıca râfızî Karmatîler'le de mücadele edilmişti. Fakat bu sahada en büyük başarıya şüphesiz Kuzey Hindistan'da ulaşılmıştı. Sultan Mahmûd'un 17 Hint seferi ile İndus-Pencâb havalisine götürdüğü islâmiyet, sonra oğulları ve Delhi Türk sultanları vasıtasıyla daha yaygınlaşmış ve bu, bugünkü müslüman Pakistan devletinin esasını teşkil etmiştir. Kalaç ailesinden Alâü'd-dîn Muhammed'in gayretleri ile islâmiyet Dekkan'a kadar uzanmış bulunuyordu.

      Anadolu'nun fethinde de, Bizans elindeki bu toprakların "küffar"dan kurtarılması lüzumu gibi bir "cihâd" havasına giriş, Türk başbuğlarının vazifelerini hayli kolaylaştırmıştı. İslâmiyet-Türklük mânevî birliğinin sağladığı hem Türk'ün kudret ve şanını yükseltmek, hem islâm dinini yüceltmek gibi bir gaye ortaklığında gelişen bu yeni ruh, Haçlı ordularının bütün gayretlerini sıfıra düşürdükten başka, Moğol istilacılığını da kendi muhtevasında eritmiş ve bilindiği üzere, 1000 yıl müddetle Türk-İslâm devlet ve topluluklarının ana siyaset çizgilerinden birini tesbit etmiştir.

Geri

Copyright  © 2001