Büyük Selçuklu
tahtının varisleri Tutuş ile Berkyaruk arasındaki mücadele sırasında Diyarbekir
bölgesi muhtelif emîrler arasında paylaşılmıştı. Bu sırada Sadr adında bir Türk
emîri de Âmid (Diyarberik)'e hâkim oldu. Bu hakimiyet Sadr'ın yerine gelen kardeşi ve
bu sülâlenin kurucusu olarak kabûl edilen Türkmen emîrlerinden İnal ile (1098)
devametti.
Emîr İnal da çok yaşamamış ve yerini oğlu İbrâhîm almıştı. Emîr İbrâhîm,
Tutuş'un ölümünden sonra ikiye ayrılan Suriye Selçukluları Devleti'nin Dımaşk
koluna tâbi idi.
1098'de Haçlıların
Antakya'yı kurtarmak için harekete geçen Musul emiri Kürboğa idaresindeki Selçuklu
odusunda İnaloğulları da yer almıştı. Emîr İbrâhîm değişen şartlara göre
Büyük Selçuklulara, Türkiye Selçuklularına ve Ermanşâhlara tâbi olmuştu.
İl-Aldı zamanında
(1110-1142), Emîr Zengî ve Mardin Artuklu emîri, Timurtaş ile birleşerek Âmid'i
muhasara ettilerse de, şehrin kuvvetli surları karşısında çekilmek zorunda kaldılar
(1134). Emîr İl-Aldı'nın ölümünden sonra İnaloğulları Beyliği'nde Vezîr
Nisanoğlu Mü'eyyeddîn ve evlâtlarının önemli bir rol oynadıkları ve yönetime
hâkim olduklarını görüyoruz.
Emîr Timurtaş'ın
1151 yılında Âmid'i iki kere kuşatmasından sonra İnaloğulları ve bu emîrliği
baskı altında tutan Nisanoğulları ailesi Mardin Artuklularına tâbi oldular. Hısn
Keyfâ Artuklularından Nûreddîn Muhammed, Salahaddîn Eyyûbî'ye bağlanmış ve ona
karşı bütün vazifelerini yerine getirmişti. Ancak Nûreddîn'in bir isteği vardı,
bu da Âmid şehrine sahip olmaktı. Salahaddîn, adı geçen şehri alıp, ona vermeğe
va'd etti. Salahaddîn verdiği sözü yerine getirmek için beraberinde Nûreddîn
Muhammed olduğu halde Âmid üzerine yürüdü ve şehri kuşattı. Neticede 9 Mayıs
1183'de Âmid'e girerek şehri Nûreddîn Muhammed'e verdi. Böylece İnaloğulları
Beyliği sona ermiş oldu.
İnaloğulları zamanında
Âmid'i iktisadî ve kültürel bakımdan çok ilerlemiş, ayrıca şehirde mühim imâr
faaliyetlerinde bulunulmuştu. Emîr İl-Aldı zamanında yanan Diyarbekir Ulu Câmii'nin
tekrar yapıldığını biliyoruz. Yine bu emîrin sur üzerinde de bir kitabesi vardır.
İnaloğulları zamanında Âmid'de dokuma sanayî çok gelişmişti ve bu şehirde halı,
kumaş ve çadır bezleri imâl ediliyordu. 1122 yılında ise Âmid'e bağlı
Zü'lkarneyn ve Ergani kaleleri civarında bakır madeni bulunmuş ve işletilmeğe
başlanmıştı.
|