Beyliğin kurucusu Demir
Yaman Candar Bey' Oğuzların Kayı boyundandır. Beyliğin 8. beyi İsfendiyar Bey'den
sonra (1392'den itibaren) itibaren hanedan İsfendiyaroğulları olarak anılmıştır.
Beyliğin asıl adı Cândâroğulları Beyliği'dir. Fakat sonradan hanedana son
hükümdarlarına göre Kızıl-Ahmedlular diyen tarihçiler de vardır.
Candaroğulları,
devamlılık ve Osmanlılar'la son derece sıkı münasebetleri bakımından mühim bir
beylik kurmuşlardır.1291-1461 arasında 170 yıl sürmüştür. Karamanoğulları'ndan
sonra, Dulkadıroğulları ile beraber en devamlı Türkmen beyliği Candarlılar'dır.
1308'e kadar Selçuklular'a, 1335'e kadar İlhanlılar'a tabî olan Candaroğulları, bu
tarihten 1383'e kadar 49 yıl istiklâl kazanmışlar, 1383'te Osmanoğlu I. Murad'a tabî
olmuşlardır. 1392'den 1402 ye kadar 10 yıl, alelade Osmanlı valisi durumuna
düşmüşler, Ankara felâketinden sonra tekrar istiklâl kazanmışlar, fakat 1413'te
tekrar Osmanlı tâbiiyetine girmişler, 1417'de ve sonraki yıllarda bu tâbiiyet
bağları gittikçe artmıştır.
1459-1461 arasında gene
Osmanlı valisi vaziyetinde kalmışlardır. Osmanoğulları ile Candaroğulları'nın
kanı o derece karışmıştır ki, Candaroğulları, nadiren Osmanlılar'a muhalif bir
siyaset takip edebilmişler, ekseriya onlarla müttefikan hareket etmişler, birçok
Candaroğlu doğrudan doğruya Osmanlı hizmetine
girmiştir.
Beylik, Kastamonu, Sinop,
Samsun, Cankırı, Zonguldak vilayetlerinde hüküm sürüyordu. Osmanlı sarayı ile
sıkı bir akrabalık bağı kurmuşlardı. 1461'de Osmanlı Devleti'ne
bağlandı.Türkiye Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddîn Mes'ûd, taht mücâdeleleri
sırasında Çobanoğullarının karıştığı bir savaşta esir düşmüş, fakat sonra
kurtarılmıştı (1292). Sultan Mes'ûd, kurtarılması sırasında yararlığı
görülen Şemseddîn Demir Yaman Candâr'a Kastamonu ve havalisini vermiş ve böylece bu
beyliği kurulmuştu.
Ama bu hibe işe yaramadı
çünkü bu sırada Çobanoğullarından Hüsâmeddîn Bey Kastamonu'yu elinde
bulunduruyordu. Şemseddîn Yaman Candâr'ın yerine geçen oğlu Süleymân Paşa âni
bir baskınla Kastamonu'ya sahip oldu. Daha sonra Sinop şehri de Candaroğulları
topraklarına ilhak edildi (1322). Bir süre sonra taht mücadelesi sebebiyle beyliğin
ikiye ayrıldığını görüyoruz. Osmanlıların yardımı ile Süleymân-şâh 1384'den
itibaren Kastamonu'ya hâkim olmuş, rakibi Celâleddîn Bayezid ise Sinop'a çekilmek
zorunda kalmıştı.
II. Süleymân-şâh Osmanlılar ile dost geçindiyse de, bu dostluk Yıldırım
Bayezid'in ilk yıllarına kadar devam etmiştir.
Yıldırım Bayezid
Anadolu'daki Tükr birliğini sağlama yolundaki çalışmaları sırasında
Candaroğulları topraklarına sahip olmuş, fakat Sinop'da Candaoğulları Beyliğini
devam ettirmiştir. İsfendiyar Bey Ankara savaşından (1402) sonra Timur'un
hâkimiyetini tanıdı. Bunun karşılığında da eski Candaroğulları toprakları
kendisine verildi, böylece Kastamonu'ya yeniden hâkim oldu.
Osmanlı şehzâdeleri
arasındaki saltanat mücadelesi sırasında tedbirli bir politika takip ederek, her
defasında bu şehzâdelerden birisini destekledi. Bu mücadele sonunda duruma hâkim olan
Çelebi Mehmed ile dost geçindi. Çelebi Mehmed'e Karaman ve Eflak seferlerinde oğlu
Kasım Bey idaresinde yardımcı kuvvet verdi (1417).Fakat Kasım Bey geri dönmeyerek
Çelebi Mehmed'den Candaroğullarına ait bazı yerlerin kendisine verilmesini istedi.
Neticede Kasım Bey bu arzusuna kavuşmuş, İsfendiyar Bey de Osmanlılara tâbi
olmuştu. Ancak Sultan II. Murad Osmanlı tahtına çıktığı zaman (1421) meydana gelen
karışıklıklardan istifade eden İsfendiyar Bey oldu ve Kasım Bey'in elindeki
toprakları ele geçirdi.II. Murad, şehzâde isyanları bastırıp duruma hâkim olduktan
sonra İsfendiyar Bey üzerine yürüdü. İsfendiyar Bey yeniden Osmanlılara tâbi oldu
(1423-4) ve bundan sonra da onlarla dost geçindi.
Candaroğulları
Beyliği Fatih Sultan Mehmed devrine kadar varlığını sürdürdü. Fatih Trabzon seferi
dönüşünde Kastamonu ve Sinop Osmanlı topraklarına katılarak Candaroğulları
Beyliği'ne son verildi (1462).Candaroğulları beyleri çeşitli eserlerle ülkelerini
imâr etmişlerdi. Bu devreden Kastamonu'da İbn Neccâr Câmii ve altı yapıdan ibaret
bir külliye olan İsmail Bey İmâreti en önemli eserler olarak göze çarpmaktadır.
Candaroğulları beyleri sanat adamlarını da himaye etmişler ve kendi adlarına
çeşitli Türkçe eserler yazdırmışlardır. Candarlılardan İsmail Bey (1443-1461)
"Hulviyât-ı Şâhî" isminde büyük bir eser yazmıştır.
|