İl-Arslan öldüğü zaman, büyük oğlu Alâeddîn
Tekiş, Cend şehrinde bulunuyordu. Bu durumdan istifade eden İl-Arslan'ın eşi Terken Hâtûn
kendi oğlu Sultan-şâh'ı tahta geçirmişti. Alâeddîn Tekiş bu fiilî durum kabûl
etmemiş, Karahıtaylara sığınarak onlardan yardım istemişti. Nitekim yardımı sağlayan
Alâeddîn Hârezm'e yürüdü. Sultan-şâh ve annesi Karahıtay ordusuna mukavemet
edemeyeceklerini anlayarak Hârezm'den ayrılmışlar ve Horasan hâkimi Müeyyed Ay-Aba'nın
yanına gitmişlerdi. Onun yardımı ile tekrar Hârezmşâhlar tahtını ele geçirmeği
düşünüyorlardı. Tekiş ise savaş yapmadan Gürgenç'e girerek tahta oturdu (10 Ocak
1173). Daha sonra Müeyyed Ay-Aba'yı mağlûp ve esir ederek öldürttü (1174). Sultan-şâh ise önce Müeyyed
Ay-Aba'nın oğlunun yanına, ondan umduğunu bulamayınca da Gurlulara sığınmıştı.
Tekiş, Terken Hâtûn'u ele geçirererek öldürdü. Nihayet Sultan-şâh, Tekiş'in
Karahıtaylar ile arasının açılmasından yararlanarak onlara başvurmuş ve kuvvetli
bir Karahıtay ordusu ile Hârezm'e yürümüştü. Öte taraftan Tekiş, Gürgenç şehrinde
çok iyi savunma hazırlıkları yapmış ve her zaman olduğu gibi su bendlerini açarak
araziyi sular altında bırakmıştı.
Karahıtaylar
Tekiş'in duruma hâkim olduğunu gördükleri zaman askerlerin ağır şekilde kayıp
vereceğini anlayarak geri çekildiler. Fakat Sultan-şâh Karahıtaylı kuvvetlerin yardımı
ile Merv, Serahs ve Tus şehirlerinde ve civarında küçük bir emirlik kurmağa muvaffak
oldu. Bundan sonra Tekiş ile dosk kalmak istiyor ise de fırsat buldukça da Hârezm'e hâkim
olmanın yollarını arıyordu. Nihayet onun 1193 yılında ölümü ile Tekiş rahat bir
nefes alabilmişti.
Tekiş
Horasan'da iyice yerleştikten sonra, gözlerini batı İran'a çevirdi. Irak Selçuklularının
zayıf durumudan ve Abbâsî Halîfeleri ile olan mücadelesinden yararlanmak istiyordu.
Nihayet Azerbaycan Atabeglerinden Kutluğ İnanç ile III. Tuğrul arasındaki anlaşmazlık
onun için büyük bir fırsat olmuştu. Tekiş 1192'de Rey civarına kadar ilerlemiş,
ancak kardeşi Sultan-şâh'ın Gürgenç'i muhasara ettiğini haber alınca geri dönmüştü.
Sultan-şâh'ın ölümü ona bu bölgede daha rahat hareket etmek imkânı tanıdı.
Nihayet Rey
civarındaki savaşta Tekiş, Irak Selçuklu Sultanı III. Tuğrul'u mağlûp etmiş ve Tuğrul
savaş meydanında öldürülmüştü (1194). Bu suretle Irak Selçuklu Devleti de sona
ermiş oluyordu.
Tekiş, bu
olaydan sonra "sultan" unvanını almaya başladı. Bu arada bir kısım bölgelerin
kendisine bırakılacağını sanan Abbâsî Halîfesi el-Nâsır da Tekiş'in devamlı İran
işlerine karışmasından memnun olmamış ve onunla mücadeleye girişmişti. Bu kez
Kutlûğ İnanç, Halîfe ile birleşmiş bir ordu hazırlamıştı. Bu Bağdad ordusu
Tekiş'in oğlu Yunus ile Atabeg Mayacık idaresindeki Hârezm kuvvetlerini İran'ın önemli
bir kısmından geri çekilmeğe mecbur ettiler.
Daha sonra Tekiş'in
kuvvetleri ile halîfenin ordusu Hemedân önünde karşılaşmışlar ve savaşı Tekiş
kazanmıştı (1196). Bir süre sonra Tekiş, Mayacık'ın Irak'da istiklal kazanmak
maksadıyla giriştiği hareketi önleyerek, taraftarlarını ve onu cezalandırdı
(1198). Sultan Tekiş'in son yılları Bâtınîlere karşı mücadele ile geçmiş ve
1200 yılında ölmüştür. O Hârezmşâhlar sülalesinin belki de en önemli şahsiyetidir
ve bu devletin gelişmesinde önemli rol oynamıştır.
|