Bu siyâsî teşekkül, Gur hükümdarı Muizzüddin
Muhammed'in 1192'de kuzey Hindistan'a vâlî tâyin ettiği Kutbüddin Aybeg tarafından
kurulmuştur (1206). Daha vâli iken Aligarh'ı, Benares'i ve ünlü Bihâr kalesini ele
geçirmiş olan Aybeg, Lahor ile Pencâb bölgesini de Tâcüddin Yıldız'dan aldı.
1210'da atından düşerek öldüğü zaman Bedâun'da damadı İl-tutmuş, Uc'da öteki
damadı Kabaca, Bengal'de onun tâyin ettiği Kaymaz bulunuyordu. Aybeg'in erkek çocuğu yoktu. Şemsüddin
İl-tutmuş, bütün kuzey Hindistan'ı elinde toplayarak "Şemsiyye"hânedanını
kurdu (1211-1266). Devleti, Delhi başkenti olmak üzere, büyük kısmı ile Pencâb'ı,
Multan'ı, Lahor'u ve kuzeyde Gazne'ye kadar uzanan bölgelere ihtiva ediyordu. Celâleddin
Harezmşah'a karşı ülkesini koruyan ve Moğollar'dan kaçan kalabalık Türk
kitlelerini memleketine kabûl etmek suretiyle, kuzey Hindistan'da Türk kültür hayatının
devamını sağlayan İl-tutmuş, 1235 yılına kadar Bengal, Gwalior'dan başka Uccayn'ı
da kendine bağladı ve Halife kendisini "Hindistan Sultanı" olarak tanıdı
(1229). Ölümünden (1236) sonra, kaabiliyetsiz oğlunun yerine kızı Raziyye Sultan
oldu (1236-1239).
Fakat babasının yetiştirmiş
olduğu "Çihigân" diye anılan kırk kumandan karışıklık çıkardılar.
Bunlar otorite tanımaz kimseler olmakla beraber yurtlarına Moğolları sokmayacak kadar
vatansever idiler. Nihayet Şemsiyye âilesinden Nâsırüddin Mahmûd inzibatı sağlamak
için 40'lardan Uluğ Han diye anılan Balaban'ı iş başına getirdi. Nâib sıfatiyle
faydalı işler gören Balaban, Mahmûd'un 1266'da ölümü ile kendisi Delhi sultanı
oldu.
Moğol hücumlarını
durdurdu, Lahor'dan Moğol baskısını uzaklaştırdı, memleketi imâr etmeğe çalıştı.
Yerine torunu geçti (1287-1290). Fakat kısa zamanda iktidar devletin askerî gücünü
meydana getiren Kalaç Türkleri başbuğlarından Celâlüddin Fîrûz'a intikal etti.
Fîrûz, Moğol akınlarını püskürttü (1291). Yeğeni Muhammed Kalaç, Dakkan üzerine
bir sefer yaptırdı. Bu ordu Deogir devleti merkezine (bugün Devlet-âbâd) girmeğe
muvaffak oldu (1295). Fîrûz'un yerine geçen Muhammed Kalaç (1296-1316) bütün Malva bölgesini,
Raçputana'yı, Gücerat'ı zapt etti. "Sultan-ı a'zam" diye anılıyordu. Ölümü
üzerine çıkan karışıklıklar içinde Giyâsüddin Tuğluk iktidara geldi.
Asayişi sağlayan, teşkilâtı
nizama sokan, su kanalları açtıran Tuğluk, Bengal'e de tamamiyle hâkim oldu.
Telingana'yi Delhi'ye bağladı. Başkentin adını Sultanpûr'a çevirdi. Oğlu Muhammed
Tuğluk (1325-1351) bir aralık devlet merkezini çok güneydeki Deogir'e nakletti. Çok
mağrur bir adamdı. Çin'i zapt etmeği düşünüyordu. Huzursuzluk baş gösterdi.
Bengal devletten ayrıldı (1339). Fîrûz Tuğluk zamanı (1351-1388) bir nevi
toparlanmakla geçti. Kuzeyde Timur hâkimiyeti dolayısiyle Hindistan'a Türk akını
kesilmişti.
Yerli kuvvetlere dayanmak
gerekiyordu. Bu sebeple koyu bir din politikası tâkip eden Fîrûz'dan sonraki on yıl içinde
(1397'ye kadar) Delhi tahtına yedi kişinin çıktığı görüldü. Vilâyetler istiklâllerini
ilân ettiler. Nihayet Delhi'de idare Afganlı Seyyid âilesinin eline geçti (1414).
|