Osmanlı divanı
1563'den beri şimalde Astrahan'a bir sefer yapmayı ciddî olarak müzakereye başlamış
idi. Yalnız Kırımlılar değil, Kıpçak bozkırındaki Nogaylar'ın bir kısmı
(Kiçi-Nogaylar), Orta Asya Türkleri Harizm hanı şimdi "halife-i rûy-i
zemin" olan padişahı Rus-Kazak ilerleyişlerine karşı yardıma çağırmakta
idiler. Osmanlılar bir ordu göndererek, Don-Volga arasında bir kanal açmak ve
Astrahan'ı zaptetmek suretiyle iki taraftan kazanacaklarını düşündüler. Böylece
evvelâ Ruslar'ı şimalî Kafkasya ve aşağı Volga havzasından geri atmak ve Kıpçak
bozkırında ve Kırım üzerinde Osmanlı nüfuzunu takviye etmek imkânı olacak, diğer
taraftan Mâverây-i Kafkas ve İran'daki fütûhat için ordu sevkiyatına daha
elverişli bir yol açılmış bulunacaktı.
1569'da Kefe beylerbeyi
Kasım Paşa'nın idaresinde, 15.000 kişilik bir Osmanlı ordusu Devlet Giray Han'ın
ordusu ile birlikte Don nehri ile Volga'nın en ziyade yaklaştığı bölgede Altın-Ordu
hanlarının harâbe halindeki eski payitahtı civarına geldi. Kanalın kazılması
tamamlanamadı. Ordu güneye Astrahan'a giderek, Moskof askerleri tarafından müdafaa
edilen kaleyi muhasara etti. Kış yaklaşınca evvelâ hanın askeri, sonra Osmanlı
ordusu çözülerek büyük bir zayiat ile Azak'a geldiler.
Kırım hanı Astrahan
ve Kıpçak bozkırında hanlık yerine Osmanlı hâkimiyetinin yerleşmesini istemiyordu
ve Osmanlı plânını sonuna kadar desteklemedi. Divan'da Sokullu'ya muhalif olan yeni
padişahın adamları da bunu neticesiz bir macera olarak tasvir ettiler. Ertesi sene Çar
İvan'ın elçisi Novosiltsev Osmanlılar ile sulhü sağladı. Padişah nâmesinde
Kırım'da ve Çerkesler üzerinde hâkimiyetini te'yid ediyor, Kabartay'da inşa edilmiş
Rus kalelerinin yıkılmasını ve Astrahan'dan geçen ticaret yolunun serbetliğini
istiyordu.
1571'de Devlet Giray
Han'ın Rusya'ya seferinde Kırım kuvvetleri Moskova'ya kadar ilerleyerek, şehrin
etrafını bir defa daha yaktılar. Devlet Giray bu büyük muvaffakiyet üzerine
"tahtalgan" unvanını aldı. Padişah kendisini "İslâmın himayesinde
büyük yararlıklar gösterdiği için" hususî şekilde tebrik etti. Fakat Kırım
hanı esas maksadına, Kazan ve Astrahan'ın Ruslar tarafından boşaltılmasına muvaffak
olamadı. 1592'de Terek üzerinde Moskova kuvvetleri Dağıstan'dan Kırım'a gitmekte
olan Osmanlı ordusuna taciz hücumları yaptılar. Şimdi gerek Kırım Hanlığı ve
gerek Osmanlı Devleti için yeni bir devre başlamıştır.
Bu devirde esas mesele
Moskova devletinin Kafkasya ve Karadeniz'e doğru genişlemesini durdurmak idi.
Zayıflamış olan hanlık Rusya'ya karşı ancak Osmanlı himayesi sayesinde
varlığını koruyabildi ve akınlarına devam etti. Diğer taraftan Kırımlılar
yalnız şimalde değil, İran ve Macaristan cephelerinde de Osmanlılar ile gittikçe
daha işbirliğinde bulundular. Macaristan'a ilk defa 1543'te Kalgay Emin Giray
kumandasında, bir Kırım ordusu gitmiştir.
|