Kazan Hanlığı'nın düşmesi, Türk ülkeleri
tarihi bakımından bir dönüm noktası teşkil eder: bu hâdiseden sonra İdil (Volga)
nehri Ruslar'ın eline geçmiş, o zamana kadar 1000 yıl müddetle bir "Türk
nehri" sayılan İdil, bundan sonra bir "Rus nehri" olmuş ve Rusya'nın
ekonomisi için can damarı vazifesini görmeğe başlamıştır. Ruslar İdil boyunca güneye
inerek 1556'da Astrahan'ı (Ejderhan, Astrahan) zaptettiler ve Hazar'a ulaştılar, sonra
burada da durmayarak Kuzey Kafkasya'ya indiler. Böylece Osmanlı İmparatorluğu ile
Rusya arasında ilk temaslar meydana geldi ve gerginlik başladı. Nogaylar'dan ve Türkistan'dan
gelen ikazlar üzerine Osmanlı Devleti, Kazan ve Astrahan hanlıklarını tekrar canlandırmak
arzusu ile harekete geçti. II. Sultan Selim tarafından IV. İvan'a yazılan tehdit dolu
mektuplardan sonra 1569'da Astrahan'ı kuşatma maksadiyle bir sefer tertip edildi ise de
bunun arkası gelmedi.
1571'de meydana gelen
İnebahtı yenilgisi ve 1571'de tertiplenen Kıbrıs seferi dolayısiyle Osmanlı
Devletinin dikkati başka tarafa çekilmiş oldu ve bu hadiseler bir müddet için Rus
tehlikesini unutturdu. Dışarıdan yardım görmedikleri için zaman zaman meydana gelen
iç isyanlardan da bir netice alamayan Kazanlılar böylece kendi kaderlerine terkedilmiş
oldular.
|