Rusya ile 1768-1774 savaşı, Osmanlı Devleti'nin
hayatında bir dönüm noktasıdır. Zira ilk defa olarak bir devlete yenilecektir.
Birinci sebep, ordunun tamamen bozulması, yeniçeri ocaklarının kaldırım
kabadayıları haline gelmeleri, bu disiplinsiz sürünün savaşta hiçbir işe
yaramamasıdır. Mora'ya çıkan düşmanı bertaraf eden Türkler( 1770 baharı), Kartal
Muharebesi'nde (1 Ağustos 1770) bozuldukları gibi, Çeşme'de Türk Donanması'da ağır
zayiata uğradı (6/7 Temmuz 1771). III. Mustafa kahrolarak öldü. 1770 yılı
ortalarından itibaren artık Türkiye, dünyanın birinci devleti değildi. İngiltere,
Fransa ve Rusya'nın Türkiye'den güçlü oldukları ortaya çıkmıştı. Kaynarca
Anlaşması (21 Temmuz 1774) harbe son verdi. Kırım'a güyâ istiklal verildi. Bazı
bağlarla Türkiye'ye bağlı olmakta devam ediyor, gerçekte Rus nüfuzuna düşüyordu.
Karadeniz artık Türk gölü değil, Rusya ile ortaklaşa kullanılacak bir denizdi.
Kırım dışında Osmanlı Devleti mühim bir toprak kaybına uğramıyordu. Fakat
prestij kaybı çok büyüktü.
İran'la 4 yıllık neticesiz bir savaş yapıldı (1775-1779). 9 Temmuz 1783'te
Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesi, çok büyük kriz ve Türkler'de Ruslara karşı
sönmez bir milli kin uyandırdı. Zira Kırım, 1500 yıllık Türk yurdu idi. Yüz
binlerce Kırımlı Türk, Ruslarca kılıçtan geçirilmiş, topraklarından
sürülmüş, açlık ve sefaletle ölüme terk edilmiş, canlarını kurtarabilenler
Osmanlı topraklarına sığınmışlardı.
Türkiye'nin Polonya'nın
ezilmemesi ve Doğu Avrupa'da dengenin bozulmaması için göze aldığı 1768-1774
savaşının sonucu Türk-Rus çekişmesi olmayacağı aşikardı. Yeni bir Rus savaşı
başladı (13 Ağustos 1787). Almanya (Avusturya), Rusya'nın yanında Türkiye'ye karşı
bu savaşa girince (9 Şubat 1788) denge, Osmanlıların aleyhine iyice bozuldu. Fakat
Sadrazam Koca Yusuf Paşa, Şebeş'te Alman ordusunu ezdi; İmparator II. Joseph, zorlukla
canını kurtardı. Türkler, derinlemesine Alman topraklarını tahrip ettiler (21 Eylül
1788). Almanları durduran Türkler, Ruslara döndüler. Fakat Ruslar karşısında
devamlı yenildiler. Odesa yakınlarında Özü Kalesi düştü (17 Aralık 1788); 80,000
kişilik ordusuyla kaleye geren Prens Potemkin, 25000 Türk asker, sivil, kadın ve
çocuğunu boğazladı. Bu tafsilatı anlatan sadaret arîzasını okuyan I. Abdülhamit'e
teessüründen elinde kağıt olduğu halde inme indi ve birkaç gün sonra öldü.
III. Mustafa'nın oğlu, I.
Abdülhamit'in yeğeni genç III. Selim (1789-1807) tahta geçti. Ziştovi Sulhu (4
Ağustos 1791) ile Almanya, Yaş Sulhu ile (9 Ocak 1792) Rusya savaşına son verildi.
Bütün gayretlerine rağmen bu iki düşman üzerinde başarı elde edemeyen, Fransız
İhtilali kargaşalığı içinde fazla toprak da kaybetmeyen III. Selim, bu düzensiz
ordu ile hiçbir şey yapılamayacağının anlayarak savaştan çıkıyordu, Hotin'i
muhafaza ediyor, Odesa ve çevresini Rusya'ya terk ediyordu. Bu andan itibaren bütün
gayesi, devlet müesseselerini, başta imparatorluğun teminatı olan ordu ve donanma
bulunmak üzere yeniden düzenleme noktasında topladı. III. Selim'in bu reformlarının
topuna birden "Nizam-ı Cedit = Yeni Düzen" denmektedir. 24 Şubat 1793'te
resmen başlamıştır. 1807'ye kadar 14 yıl devam eder.
Devamı Var
|