İlim adamı, büyük Türkistan Tarihçisi ve sovyetolog Baymirza
Hayit, bugünkü Özbekistan'ın Fergana vadisi, Namangan vilayetinin, Yargorgan köyünde
17 Aralık 1917'de doğmuştur. Annesinin adı Rabiya, babasının adı Hayit Mirza
Mahmutmirzaoğlu'dur. Dokuz çocuklu çiftçi bir ailenin çocuğu olan Baymirza Hayit Özbek
Türkleri'nden olup, çocukluk yılları hayatında derin akisler bırakacak olan Sovyet kızılordu
milislerinin kanlı eylemleriyle doludur.
Sovyet hakimiyetinin tam olarak sağlanamadığı 1923'lü yıllarda
Baymirza'nın ilk eğitim hayatı mahalle mektebinde din eğitimiyle başlar. Bir yıl
sonra Cedit Mektebine yazılan Hayit, Okulun dördüncü sınıfından Namangan Vilayeti
Talim Terbiye Teknikleri Okuluna geçir. Yazmaya ve okumaya son derece meraklı olan Hayit
ilk yazılarını okulun duvar gazetesi olan"Bizim Fikir"de neşreder. Okuldaki
müsamere ve şiir günlerinde dikkatleri üzerine çeken Hayit, kısa bir süre sonra Türkistan
yeraltı milliyetçi aydınlarından olan Süleyman Çolpan, Gafur Gulam, Safizade ve
Refik mümin'lerle tanışıp, Çolpan'ın özel alakasına mazhar olur. Ceditçi ve Türkbirlikçi
aydınların, toplandığı Çınaraltı kahve muhitinde Usta-Çırak usulüne göre Hayit
edebiyat ve Musiki sohbetlerine katılır. Çınaraltı muhiti, Hayit'in daha sonraki yıllarını
manalandıracak olan tarih ve millet şuuru almasının yanında yol ,yordam, usûl, erkân
öğreten ikinci bir okul vazifesini görmüştür.
1933 yılı genç Hayit'in hayatında
bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu yıllar Stalin'in harekete geçip son geride kalan Türkbirlikçi
kişi ve odakları temizleme hareketinin adı olduğu yıllardır. Halk düşmanı suçlamasıyla,
gerçekten geride kalmış bütün aydınlar temizlenmiştir.
1943'te yüksek okul imtihanını
kazanan Hayit önce Andican vilayeti Sulama (Ziraat) Okuluna, ardından Hokand vilâyetinde
Tıp Fakültesine girerse de, ruhunun bir türlü ısınamadığı bu okulu da bırakıp,
Türkistan Sovyet Muhtar Cumhuriyeti'nin 1920-1921 yılları arasında Savunma Bakanlığı
yapmış Ustubayev vasıtasıyla "Taşkent Üniversitesi'nin Tarih Fakültesi'ne
kaydolur. Fakülte sekreterliğinden Baymirza Hayitoviç Mahmudov olarak düzenlenmiş ilk
talebelik kimlik kartını alır. Hayit bu Rus mantıklı ismin yarısından, önce
1939'da girmiş olduğu Kızılordu'daki askerlik hizmetinde (Baymirza Hayitov) ,geri
kalanından da 1942'de Türkistan lejyonuna katıldığında kurtulacaktır.
Hayit için Taşkent Üniversitesinde,
Tarih bölümünden 1937'de mezun olur. Okul yılları boyunca, yaz tatillerinde
kolhozlarda çalışırken, stalin diktasının en acı örnekleriyle karşılaşarak
hayata hazırlanmaktadır. Hayit'in yetişmesinde önemli rolleri olan Özbekistan Milli
İttihat Partisi Başkanı Feyzullah Hocayev, Özbekistan Komünist Partisi Sekreteri
Ekmel İkram, büyük şairlerden Abdülraif Fıtrat ve Süleyman Çolpan gibi tanınmış
simalar ve öğretmenler tamamen temizlenmiş ,fakat bu defa da okullarda eğitim verecek
öğretmen kalmamıştır. Sovyet hükümeti yüksek okullarda okuyan öğrencilerin hızlandırılmış
eğitime tabi tutup nizami eğitim enstitüsü'nde üç aylık kurs sonunda öğretmen
olarak görevlendirmektedir. Bu yoldan Enstitü'yü başarıyla bitiren Hayit, önce
Turokargan rayununda, ardından Sir-Derya buyunda camacoy ve sayram köy okullarında öğretmenlik
yapıp ardından Rayun(Kaza) maarif müdürlüğüne tayin edilir. Bu arada Taşkent'e
gidip üniversitedeki imtihanlarına girmektedir. 30 Ekim 1939'da yüksek dereceyle Taşkent
Üniversitesini bitirdiğinde, Hayit'i 2. Dünya harbi cephesine çağıracak celp kağıdının
gelmesine çok fazla bir zaman kalmamıştır. NKVD'nin gözdağı vermek için
tutuklanmalara başlaması üzerine, Lenin'in karısı Nadya Krupskaya'ya mektup yazması
bir şeyi değiştirmeyecek ve hemen ardından askere çağrılacaktır.
Cepheye gitmeden on beş gün önce
annesinin ısrarıyla Tohtahan adında bir kızla evlenen Hayit , bir daha eşini göremediği
gibi,ondan olan çocuğunu da tam elli iki yıl sonra görebileceği uzun bir maceralı
yola çıkacaktır. 1939'un 23 Aralık'ında Namangan'dan yola çıkan Hayit, okul
tatillerinde Sovyet sistemine göre askerlik eğitimi almış olduğundan Kızılordu'ya
Teğmen rütbesiyle katılarak, Polonya cephesinde çijov şehrine gelir. Savaş içinde
Tankçı sınıfı kursuna tabi tutularak Polonya cephesinde Tankçı sınıfı kursuna
tabi tutularak, Polonya cephesinde savaşa katılır. Almanlarla yapılan savaş esnasında
Beyaz Rusya'nın Slutsk şehri yakınlarında (1941'de ) Almanlara esir düşer. Alman
esir kamplarında uzun ve son derece ağır şartlar altında ölümü beklediği günlerde,
Türkistan'ın büyük Türkbirlikçilerinden olup 1920'lerde Rusya'dan kaçıp, Paris'e
yerleşen Mustafa Çokay'ın yardımıyla kamplardan kurtulur.
Almanların ,Ruslara karşı kurduğu Türkistan
lejyonunda görev alan Hayit, Almanların teslim olmasıyla, müttefik kuvvetlerin
Stalin'le anlaşmaları gereği birkaç kere daha ölümden kıl payı kurtularak, savaş
sonrası Almanya'ya yerleşir.
1947'de Münster/ Westfalen Üniversitesinin
Felsefe Fakültesine yazılan Hayit, bundan böyle hayatını vakfedeceği Sovyet araştırmalarıyla,
Sovyetler Birliği içindeki Türk halklarının siyasi, tarihi v dini meseleleri üzerine
çalışmaya başlayacaktır. 1950'de parlak bir dereceyle, hazırlanmış olduğu Türkistan(Hokand
ve Alaş urdu) Milli hükümetleri" adlı teziyle Felsefe doktoru ünvanını kazanır.
Hayatını, Türklüğe ve Türkistan
Tarihine adayan Dr. Baymirza Hayit, artık evinden çıkamayacak kadar rahatsız olduğu
yakın zamana kadar, dünyanın değişik yerlerinde konferanslara , milletlerarası
toplantılara katılıp ,üniversitelerde ders vererek, makaleler ve kitaplar yazarak , sürekli
çalışarak geçirir.
1950'de Alman Ruth hanımla evlenen
Hayit'in bu evlilikten Ertay ve Mirza adında iki oğlu, Dilber adında bir kızı ayrıca
Özbekistan 'da evlendiği ilk eşinden olma Bekmirza adında bir oğlu vardır.
(Bekmirza, 1991'de İstanbul'da babası Baymirza ile görüşüp, Özbekistan'a döndüğünde
ölmüştür.)
Hakkında ,Sovyetler Birliğinde
binlerce sayfa tutan(aleyhinde olmak üzere) yazılar, lehine yüksek lisans ve doktora çalışmaları
yapılan Dr. Baymirza Hayit, yüzlerce makale, bir o kadar broşür ve risale,pek çok
ilmi kitabın müellifi olmasının yanında milletlerarası ilmi ve siyasi pek çok kurum
ve kuruluşunda üyesi bulunmaktadır.
Ülkemizde pekçoğu Türkçeye tercüme
edilen (Almanca'dan) eserlerinden bazıları şunlardır.
Türk dünyasında Rus emperyalizminin Ayak izleri
Sovyetler Birliğinde Türklüğün ve İslâmın Bazı meseleleri
Basmacılar(1917-1934 yıllarında Türkistan milli mücadelesi)
Rus yönetimi altındaki Türkistan ve İslam
Rusya ile Çin Arasıda Türkistan
|